Rüzgar Erkoçlar ile Tuğba Beyazoğlu nişanlandı

Cinsiyet değiştirerek erkek olan Rüzgar Erkoçlar, sevgilisi Tuğba Beyazoğlu ile 27 Şubat 2017 tarihinde nişanlanarak, evliliğe ilk adımı attı

Whatsapp Kişiler listesi nerede?

Whatsapp yeni güncellemeyle birlikte "Durum" sekmesi ekledi. Bu şekilde Snapchat uygulamasındaki gibi, süreli video veya fotoğraf paylaşımı yapılabilecek. Paylaşımı kimlerin gördüğü görülebilecek.

Bu gıdaları tüketmeyin

Hazır gıdalar, çabuk hazırlanması nedeniyle çok fazla işlenip hastalıklara davetiye çıkarıyor. Özellikle hazır meyve suyu ve reçeller; boyalı gazlı içecekler, meyve tozları, her türlü boyalı içecek, hazır meyveli yoğurt, sucuk, sosis, pudingler ve işlenmiş tavuk ürünlerinin ölüme davetiye çıkarttığı kanıtlandı.

Pek çok okulun öğretemediği şey; Kod Yazmak

Kod yazmak için bilgisayar mühendisliği ya da programcılığı bölümlerinden mezun olmanız gerekmiyor. Kod yazabilen insan, bunu isteyen insandır. Mühendislik öğrencisi olup daha bilgisayarın açılışından bihaber kişilerin de sorumlusu mevcut saçma eğitim ve sınav sistemimizdir diye düşünüyorum.

Çocuğunuza isim koyarken dikkat edin

Kötü anlamlı veya anlamı yanlış bilinen isimlerden bir kaç tanesi Aleyna Çocuklarına Kuran-i Kerim'de geçen bir isim koyma telaşında olan anne ve babalar, tercihlerini bazen Aleyna isminden yana kullanıyorlar. Aleyna her ne kadar Kuran’da geçse de, anlamsız bir isimdir!

31 Aralık 2009 Perşembe

Antibiyotik Kullanırken Dikkat!

Bazı antibiyotikler; ilaçlarla, yemeklerle, meyve suları ile veya sütle alınmamalıdır. Süt ve antiasit mide ilaçları ile alınamayacak olanlara misal; Tetrasiklin grubu.

Meyve suyuyla alınmayacak ilaçlar:

Ampisilin, amoksisilin, eritromisin baz, penisilin.

Yemeklerle beraber veya süt ile alınamayacak ilaçlar:

Metranidazol (müstahzarları: Metrajil tablet) Nalidiksik asit müstahzarları: (Naligram, negram), verem ilaçları (Etambutol, paraaminosalisilikasit, streptomisin, INH cycloserin, Rifampisin) ve eritromisin gibi...

Antibiyotiklerin pek çoğunu hamilelik esnasında almak çok mahzurludur. Bazıları, ana karnındaki çocukta bir çok sakatlıkların meydana gelmesine sebeb olur. Eğer mutlaka antibiyotik vermek gerekiyorsa, penisilin, Spiramicin (rovamycin), ampisilin veya sefalosporin grubu bir antibiyotik gebeliğin ilk üç ayında verilebilir. Gebeliğin dördüncü ayından sonra penisilin ve sefalosporin grubu antibiyotikler çok dikkatli kullanılmalıdır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

19 Aralık 2009 Cumartesi

Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı "Sirke"

Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?

Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları:

Bilgisayar ve çevre birimleri temizler: Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun.

Bilgisayarınızın faresini temizler: Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça nemlendirilmiş pamuk kullanın, topu yerine takmadan önce birkaç saat kurumasını bekleyin.

Duman kokusunu giderir: Eğer eti pişirirken yaktıysanız ya da evinizde ard arda sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu dörtte üçünü sirke ya da elma sirkesiyle doldurduğunu bir kase koyarak duman kokusunu giderebilirsiniz. Koku evinizin tümüne dağıldıysa farklı odalarda birkaç kase kullanabilirsiniz. Koku bir günden daha kısa sürede çıkacaktır.

Küf lekesini nasıl yok eder? Paslanmaz çeliği nasıl temizler?
Küf lekesini yok eder: Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurun. Sirkeyi ilave havalandırma olmaksızın güvenle kullanabilir ve her yüzeye uygulayabilirsiniz. Sirkeyi banyonun demirbaş eşyalarında, fayanslarda, mobilyalarda, boyalı yüzeylerde, plastik perdelerde ve buna benzer birçok yüzeyde kullanabilirsiniz. Hafif lekeler için, sirkeyi eşit miktarda suyla seyreltin.

Krom ve paslanmaz çeliği temizler: Evinizdeki krom ve paslanmaz çeliği temizlemek için, sprey şişesine koyduğunuz seyreltilmiş sirkeyle ve yumuşak bir bezle parlatabilirsiniz.
Gümüşlerinizi parlatır: Gümüş bilezik, yüzük ve diğer takılarınızın yanında evdeki gümüş eşyalarınızın yeni gibi parlaması için yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat karıştırdığınız suyun içinde 2-3 saat bekletin. Sonra soğuk suyun altında durulayın ve yumuşak bir bezle kurutun.

Tükenmez kalem lekesini nasıl çıkarır? Makas nasıl parlatılır?
Tükenmez kalem lekelerini siler: Tükenmez kalem lekesi olan yere kumaş ya da sünger kullanarak biraz sirke bastırın. Leke çıkana kadar bu işlemi tekrarlayın.

Yapıştırıcıları, fiyat etiketlerini çıkarır: Çocuğunuzun mobilyanıza ya da duvarınıza yapıştırdığı etiketileri çıkarmak için, kenarlarına ve köşelerine biraz sirkeyi emdirin ve dikkatlice kredi kartı ya da plastik telefon kartıyla kazıyın. Cam, plastik gibi yüzeylerdeki fiyat etiketlerini çıkarmak için üzerine biraz daha fazla sirke dökün, birkaç dakika bekleyin ve temiz bir kumaşla çıkarın.

Makasınızı parlatır: Makasınız kirlendiğinde ve yapışkan olduğunda yıkamak için su kullanmayın. Bunun yerine makasınızın keskin kısmını sirkeye batırılmış bir bezle temizleyin ve sonra kurutun.

Kokan tuvaletinizi tazeler: Öncelikle banyonuzdaki eşyaları dışarı çıkarın, sonra duvarları, tavanı ve zemini, 4 litre suya karıştıracağınız 1 fincan sirke ve 1 fincan amonyak ve ¼ fincan karbonat ile yıkayın. Tuvaletin kapısını açık bırakın ve eşyalarınızı içeriye yerleştirmeden önce içerinin kurumasına izin verin.

Halıyı eski hale nasıl getirir?
Halılarınızı eski haline getirir: Eğer halılarınız eskimiş ve kirli görünüyorsa, eskisi gibi parlak ve canlı görünmeleri için 4 litre suyun için 1 fincan sirke kattığınız suya çalı süpürgeyi daldırın ve bununla halınızı süpürün. Halınızın ucundaki rengi atmış iplikler de ışıldayacak ve bu solüsyonu durulamanıza gerek yok.

Halıdaki lekeleri çıkarır: Halınızdaki lekeleri sirkeyle çıkarmak için,
Hafif lekeler için yarım fincan sirke içinde 2 çorba kaşığı tuzu eritin, bu suyla lekeli yeri ovalayın, kurumasını bekleyip, elektrik süpürgesiyle süpürün.
Daha büyük ve koyu lekeler için, karışıma 2 çorba kaşığı boraks ekleyin ve aynı şekilde temizleyin.
Daha inatçı ve halının içine işlemiş kir ve lekeler için, 1 yemek kaşığı sirke ile bir yemek kaşığı mısır nişastasından macun yapın ve kuru biz bez kullanarak lekenin içine iyice ovalayarak yedirin ve 2 gün bu şekilde bekleyin, sonra süpürün.
Leke çıkarıcı sprey hazırlamak için, şişeyi 5 ölçü su ve 1 ölçü sirkeyle doldurun. İkinci bir şişeyi de 1 ölçü köpüksüz amonyak ve 5 ölçü suyla doldurun. Lekeye bu karışımı yedirin. Birkaç dakika bekleyin sonra temiz, kuru bir bezle kurutun. Leke çıkana kadar bunu tekrar edin.

Mum lekesini yok eder: Romantik bir gecenin ışıltısı olan mumlar, ahşap mobilyalarınızda genellikle leke bırakır. Bu lekeyi çıkarırken, lekeyi yumuşatmak için fön makinesini en sıcak ayarına getirin ve kağıt havluyla kurutabildiğiniz kadar kurutun. Sonra, eşit miktardaki su-sirke karışımına batırılmış kumaş ile ovalayın. Yumuşak ve emici bir bezle kurulayın.

Mobilyalardaki su lekesini çıkarır: Ahşap mobilyalar üzerine bırakılan ıslak bardakların bıraktığı beyaz halkaları çıkarmak için eşit oranda sirke, zeytinyağını karıştırın ve bu karışımı yumuşak bir bezle lekeye uygulayın. Parlatmak için ise başka temiz ve yumuşak bez kullanın.
Mutfakta hagi aletleri temizler?

Buzdolabınızı temizler: Kapının sızdırmaz contası ve sebze-meyve gözleri de dahil buzdolabınızın içini ve dışını temizlemek için eşit miktarlarda su ve sirkeyi karıştırın. Küf oluşumunu önlemek için, iç kapıları ve içteki gözleri bez üzerine sirke dökerek silin. Ayrıca, buzdolabınızın üzerinde birikmiş toz ve kirleri silmek için seyreltilmiş sirke kullanabilirsiniz.

Mikrodalga fırınınızı buharla temizler: İçi ¼ fincan sirke ve 1 fincan suyla dolu cam kaseyi fırının içine yerleştirin ve en yüksek ısıda 5 dakika bekleyin. Kase soğuduğunda, bir kumaş ya da süngeri bu sıvıya batırın ve iç yüzeydeki lekeleri temizleyin.

Kesme tahtasını mikroplardan temizler: Her kullanımdan sonra, tahtaları doğrudan sirkeyle silip temizleyebilirsiniz. Sirkenin içindeki asetik asit, E.coli, Salmonella, and Staphylococcus gibi zararlı mikroplara karşı iyi bir dezenfektandır. Asla su ve bulaşık deterjanı kullanmayın. Çünkü, bu tahtanın liflerini zayıflatır.

Bulaşık makinenizi yıkayabilirsiniz: Bulaşık makinenizin performansını yüksek düzeyde tutmak ve sabun tabakası oluşumunu yok etmek için, ünitenin altına seyreltilmiş 1 fincan sirke dökün ya da üstteki rafa bir kasenin içine sirke koyun. Sonra bulaşık makinenizi bulaşık ya da detarjan koymadan tam devir çalıştırın. Özellikle suyunuz sertse, bunu ayda bir tekrarlayın. Ancak, bu işlemi uygulamadan önce bulaşık makinenizin kullanım klavuzuna bir göz atın.

Porselen, kristal ve cam eşyalarınızı temizler: Cam eşyalarınızı parlatmak için durulama suyuna sirke ekleyebilirsiniz. Cam eşyalarınızı her gün parlaması için, bulaşık makinenizin durulama devrine ¼ fincan sirke ekleyin.
Kristal eşyalarınızı parlatmak için bulaşık makinenizi durulama suyuna 2 yemek kaşığı sirke ekleyin. Sonra, bunları 3 ölçü su ve 1 ölçü sirke ile hazırladığınız su ile durulayın ve açık havada kurutun.
Fincanlardan çay, kahve lekelerini çıkarır: Bunun için, eşit miktarda sirke ve tuzla ovalamayı deneyin, sonra bunları ılık suyun altında durulayın.

Su ısıtıcınızı (kettle) temizlemek için: Makinenizde biriken kireç ve mineral kalıntılarını temizlemek için, 3 fincan sirkeyi 5 dakika süreyle iyice kaynatın ve sirkeyi gece boyunca içinde bırakın. Ertesi gün soğuk suyla durulayın.

Kızartma sonrası temizlik yapar: Kızartma işini bitirdiğinizde ocağın üstüne, duvarlara sıçrayan yağ damlacıklarını temizlemek için, bunları seyreltilmiş sirkeye batırılmış sünger ile silebilirsiniz. Durulamak için soğuk suyla ıslatılmış başka bir sünger kullanın, sonra da yumuşak bir bezle kurutun.

Yumurta pişirirken çatlamayı nasıl önler?
Kızartma tavanızı korur: Kızartma tavanızda 10 dakika boyunca 2 fincan sirke kaynatmak, birkaç ay boyunca yiyeceklerinizin yapışmasını önler.

Mutfağınızın havasını temizler: Mutfağınıza dün pişirdiğiniz yemeğin kokusu sindiyse, 1 fincan suya yarım fincan sirke karıştırın. Ve karışım buharlaşana kadar kaynatın.

Yumurtanızı daha iyi haşlamanıza yardım eder: Yumurta haşladığınız suya litre başına 2 yemek kaşığı sirke ekleyerek, yumurtanızın çatlamasını önleyebilir ve kabuğunun daha kolay soyulmasını sağlayabilirsiniz.

Sebze ve meyvelerinizi temizler: Meyve ve sebzelerinizi yemeden önce, gizli kirleri, tarım ilaçlarını ve hatta küçük böcekleri yok etmek için, 4 litre soğuk suyun içine 4 yemek kaşığı elma sirkesi koyun, sebze ve meyvelerinizi bunun içinde durulayın.

Elinizdeki kokuları çıkarır: Yemek hazırladıktan sonra ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak çok zordur. Sebzelerinizi dilimlemeden ya da balıkları temizlemeden önce biraz saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır.

Boğaz ağrısını hafifletir: 3 şekilde boğaz ağrısına iyi gelir;
Nefesinizi tazeler: Soğanlı ya da sarımsaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır.
Boğazınız öksürükten dolayı tahriş olduysa ya da konuşmaktan ve şarkı söylemekten dolayı ağrıyorsa, bir bardak ılık suda 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu eritin ve bununla günde birkaç kez gargara yapın.
Boğazınız grip ya da soğuk algınlığından dolayı ağrıyorsa, bir ¼ elma sirkesi ile ¼ balı karıştırın ve 4 saatte bir, 1 yemek kaşığı yutun.
Öksürük ve boğaz ağrısını hafifletmek için, yarım fincan sirke, yarım fincan su, 4 çay kaşığı bal ile 1 çay kaşığı acı sosu karıştırın. Günde 4-5 kez, 1 yemek kaşığı için. Birini özellikle yatmadan önce için. 1 yaşın altındaki bebeklerinize bal vermemeniz gerektiğini unutmayın.

1 Aralık 2009 Salı

1 Aralık Dünya AIDS Günü

Bu gün HIV virüsünün yayılması ve AIDS hastalığının artışına karşın bilinicin yükseltilmesi amacına adanmıştır. Böyle bir günün varoluşunun diğer bir amacı ise bu hastalıktan yaşamını yitirenleri anmak ve onları onurlandırmaktır.
Hükümetler ve sağlık yetkilileri bu günde çeşitli forumlar ve konuşmalar düzenlerler. 1995 yılından bu yana ABD Dünya AIDS Gününü resmi olarak tanımıştır. Diğer ülke hükümetleri de benzer tutumlar alarak, aynı konuda açıklamalar yapmıştır.
AIDS hastalığı nedeniyle 1981 yılından 2007'e kadar olan periyotluk dönemde 25 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 2007 yılı istatistiklerine göre 33 milyon HIV virüslü kişi dünyada yaşamaktadır.
Bu rakamlar doğrultusunda AIDS, dünyanın en yaygın yıkıcı hastalıklarından biridir.

13 Kasım 2009 Cuma

Bilgisayar karşısında doğru oturuyor muyuz?



>>Bilgisayar karşısında oturma ve duruş pozisyonu çok önemli. Baş dik, omuzlar yukarı ve arkaya, göğüs öne kalkık, karın içeri çekik ve bacaklar gergin olarak ayakta durun. Oturduğumuz sandalyenin sırt ve bel desteği olmalı. Yumuşak ve alçak seviyeli yerlere oturmaktan kaçının.

>>Otururken bel ve sırtı sandalyeye yaslayarak ve masaya iyice yanaşarak oturmak, gerekirse ufak yastıkla desteklemek işe yarar. Ayrıca ayak altına konacak basamak oturuşunuzu daha da rahatlatacaktır.

>>Masa başında bel ve boyunu değil tüm vücudunuzu döndürerek hareket edilmeli. Otururken;

>>Bakış açısı 20-30 derece, Dirsek açısı 90-135 derece,Diz açısı 90-110 derece,
Kalça açısı 90 derece, ayak bileği 90 derece olmalı.

>>Bel ve boyun ağrılarının en önemli nedeni mekanik zorlanmalar. Uzun süreli kötü duruş pozisyonunda çalışmak en temel mekanik zorlanma.Mutlaka bel ve boyun kavislerini koruyucu şekilde, dik oturun.

>>Belinizin kavisini destekleyen yastık kullanın, sık sık oturduğunuz yerden kalkıp belinizi 5 kez arkaya doğru esnetmelisiniz.

>>Yarım saatten fazla aynı pozisyonda kesinlikle kalmayın.

>>Boynunuzu korumak için, çenenizi elinizle bastırarak geriye doğru 5-6 kez bastırıp gevşetin.
Gidebildiğince boynunuzu geriye sarkıtıp bu pozisyonda 2-3 kez hafifçe sağa sola döndürün.

>>Sandalyenin yüksekliği, masanın kenarı mide hizasına gelmeli.

>>Bilgisayar ekranı, tam karşınızda, göz seviyesinde durmalı.

>>Günün sonunda 15-20 dakika sert bir yerde yüzüstü yatarak dinlenin.

>>Gün içinde sık sık arkaya esneme hareketleri de alışmaya yardımcı olacaktır.

>>Karın kaslarını güçlendirmek için mekik hareketi yapmayın!
Bu hareket en çok boyun daha sonra bel omurgasını zorlayabilir.

>>Düzenli yürüyüş en sağlıklı ve yararlı spor. Uzun süre oturarak çalışan,
işe araba ile gidip gelen kişilerin yürüyüş dışında bisiklete binme veya yüzme gibi sporları yapmaları çok yararlı.

Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi

12 Kasım 2009 Perşembe

21 Aralık 2012'de ne olacak?

Herkesin kafasında aynı soru “21 Aralık 2012’de ne olacak?”. Cuma gününe de denk gelişiyle kıyametin o gün kopacağını düşünenler var. Uzaylıların geleceğini söyleyenler var. Ve tam da bu korkuların üstüne vizyona yarın bu konuyla alakalı bir film giriyor: 2012.

21 Aralık 2012 Maya Takvimi'nin son günü. Ama bu dünyanın da son günü demek değil. Maya takvimine göre 2012 ile içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Mayalar'ın kriptoyu andıran tabletlerinde dünyanın son çağına(yani "Beşinci Çağ") gireceği ancak bunun büyük bir tufandan sonra olacağı yazılı. Büyük tufanla gelecek olan yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz.

Maya takvimi üzerinde yıllar süren araştırmalar yapan Carl Johann Calleman’a göre 2012’ye kadar doğu-batı arasındaki gerilim sürebilir fakat batının dünyaya hakimiyeti sona erip doğunun hakimiyeti başlayacak. Özellikle ABD’nin hakimiyeti sona erecek.

Mayalara göre 2012 yok oluş değil, fiziksel değişim. Bu çağ insanoğlunun yükselişinin başlangıcı olacak. Ve bu büyük değişim elbette sancılı bir şekilde olacak, yeni çağ büyük bir tufanla gelecek.

Daha öncekilerde olduğu gibi kutuplardaki manyetik alanların değişmesiyle meydana gelecek bu değişim için Kuzey kutbundaki buzulların zaten erimeye başlamış olduğunu söyleyebiliriz. Diğer 4 çağın sona ermesi de aynı şekilde olmuş ve bu bilimsel verilerle de kanıtlanmış.

Yine Carl Johann Calleman’a göre Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu dünyanın top yekûn yok oluşu değil, bir fiziksel değişim. Daha önce yaşanan sanki tufan gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi bahseder. 2012'nin önemi burada, aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.

Tam da bizim(Müslümanlar olarak) beklediğimiz Altın Çağ’ın habercisi bu. Belki de sevinmemiz gerek. Ve kehanetlerle kafamızı karıştırmamalıyız. Allah Kur’an’da bunları bize zaten haber verdi. Ve biz, kıyamet alametlerinin neredeyse tamamlanmak üzere olduğunu bu bilgilerle gözlemleyerek fark ettik. Yani 21 Aralık 2012’de kıyamet kopmayacak bana göre(Mayalara göre de bu böyle, “dünyanın sonu” demiyorlar,”4.çağın sonu ve son çağa giriş” diyorlar). Allah, kıyametin ne zaman kopacağını kendisinden başka hiç kimsenin bilemeyeceğini söyler Kur’an’da( "Göklerde ve yerde Allah'dan başka kimse gaybı bilemez" (Neml Suresi, 27/65)). Böyle herkesin nefesini tutarak beklediği bir kıyamet günü olacağını düşünebiliyor musunuz? Ve kıyametin beklemediğimiz bir anda kopacağı da bize bildiriliyor. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v) bile kıyametin tarihini bilmezken biz nerden bilelim?

Harun Yahya’nın sitesinden bununla ilgili alıntılar:
Ahir zaman kavramı pek çok insan için tanıdık bir kavram olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu kavramı kısaca açıklamakta yarar var. Ahir zaman, "son dönem" anlamına gelir ve İslam'a göre kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve dinin insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder.

Bu dönemde insanların huzur ve güven içinde yaşayabilmeleri için gereken her türlü şart mevcut olacaktır. Önceki dönemlerde yaşanan her türlü sıkıntının yerini bolluk, bereket ve adalet alacaktır. Ahlaksızlıklar, sahtekarlıklar, dejenerasyonun her türlüsü ortadan kalkacaktır. Bu dönem, tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir.

Yarın vizyona girecek 2012 filminin fragmanı:


- Awesome video clips here

11 Kasım 2009 Çarşamba

Blogger'a Twitter nasıl eklenir?



Twitter'a üyeyseniz Twitter'daki son yazdıklarınızı(tweetlerinizi) sitenize ekleyebilirsiniz.

(Büyük halleri için resimlerin üzerine tıklayın.)


http://twitter.com/goodies/widget_profile adresine gidin.




Kullanıcı adınızı girin. Yükseklik, tema, bağlantı rengi seçeneklerini isteğinize göre belirleyin.

Auto expand photos kutucuğunu işaretlerseniz eklediğiniz fotoğraf ve resimler otomatik olarak açılmış görünür. İşaretlemezseniz link olarak verilir.

İşiniz bittiğinde "Bileşen Oluştur" buttonuna tıklayın. Oluşturulan kod karşınıza çıkaca. Bu kodu kopyalayın ve blogunuza giriş yaparak Yerleşim kısmına gelin. Gadget Ekle 'ye tıklayarak HTML/JavaScript eklentisini seçin. İçerik kısmına, resimde göründüğü gibi, kopyaladığınız kodu yapıştırın ve kaydet'i tıklayın.


Gadget'i, yani eklentiyi, blogunuzda twitlerinizin görünmesini istediğiniz yere taşıyın ve sağ üstteki Düzenlemeyi Kaydet butonuna tıklayın.









Hızlı bir resim upload sitesi

Ben nedense internet üzerine imacheshack.us ya da resimupload.com gibi sitelerden resim yükleyemiyorum. Browse'dan seçiyorum bekliyorum yüklenmesini, tam bitti diyorum hata veriyor. Resmin büyüklüğünden filan değil en küçük boyutlu resmi bile yükleyemiyorum, kodu alamıyorum bir türlü.
Dün, blogumun adresini ve üst resmini değiştirmeye karar verdiğimde resmi nereye yüklersem yükleyeyim yine böyle sonuç alamadım ve yeni bir adres aradım google'da. İmdadıma biri yetişti: hizliupload.com, evet gerçekten de çok hızlı. "Yükle"ye tıklamamla kodu almam bir oluyor neredeyse.
Siz de benim gibi sorun yaşıyorsanız bir de bu siteyi deneyin.

28 Mart 2009 Cumartesi

İhtiyaçlar hiyerarşisi


1.Fizyolojik-Psikolojik gereksinimler: Temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yemek, içmek, uyumak, solumak, gibi,
2.Güvenlik gereksinimi: Can ve mal varlıklarının korunması ihtiyacı,
3.Sevgi, sevecenlik gereksinimi: Sevme, sevilme, bir gruba mensup olma, yardımseverlik, şefkat gibi,
4.Saygınlık gereksinimi: Sevmek, sevilmek dışında bireylerin kendilerine saygı duyulması ihtiyacı. Tanınma, sosyal statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme gibi.
5.Kendini gerçekleştirme gereksinimi: Alt kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kendini geliştirmek, zorlu hedefleri başarmak ve kapasiteyi artırmak gibi idealleri ve yetenekleri gerçekleştirme ihtiyaçları duyulur.
(Maslow’un ölümünden önce altıncı basamak olarak ‘Topluma Katkı gereksinimi’ni de eklediği söylenmektedir.)

26 Şubat 2009 Perşembe

Beş kuruşsuz ölün ki, çocuklarınız kariyer sahibi olsun

Yıldırım Tuna''nın yolladığı fıkraları okurken birden kala kaldım..
"Birisi için ''Beş kuruşsuz öldü'' denince üzülmüyorum. Harika bir zamanlama tutturduğunu düşünüyorum çünkü.." Babamın öğretisiydi bize bu söz..
"Çocuklar öldüğümde cebimde beş kuruş bulursanız üzülün, ''Babam bunu harcayamadan gitti''diye" derdi..

O zamanlar pek de anlayamadığım müthiş bir yaşam felsefesiydi bu aslında ve bize bıraktığı en büyük mirastı..."Sakın yaşamınızı benden size kalacakları düşünerek kurmayın.. Hayatınızı tamamen kendi başınıza kazanacağınızı aklınıza koyun, ona göre hazırlanın!.." Kendisi ilkokulu bitirdiğinde köyden çıkmış, Tokat''a askeri okula gitmişti, hayatını kendi başına kurmak için..
Oysa çok zengin bir ailenin tek oğluydu.. Onu değil nerdeyse tüm köyü geçindirecek mal ve mülk sahibiydi...

Babaannemin okula gönderdiği harçlıkları da geri çevirmiş, askeri okulun verdiği birkaç kuruş haftalıkla yaşama atılmıştı..."Ben elimi sürmedim o mallara.. Yok saydım, siz de öyle sayacaksınız. Kendi hayatınızı kendiniz kazanacaksınız " öğretisi olmuştu. Bugün yaşasa, dört evladıyla da gurur duyardı herhalde. Hepimiz babamızdan ve annemizden kalanlara el sürmeden hayatımızı kurduk.

Mallar hâlâ oralarda duruyor.. Ne oluyor haberimiz bile yok.. Birileri onlarla geçinip gidiyordur, ama bizler değil. Babam bizi mirasyediler olarak görmek istemedi hiç.. Çalışan, alnının akı ile kazanan insanlar olarak yetiştirdi.
Babam varken de, ondan sonra da çok sıkıntılar çektik. Onca mal mülk, zenginlik varken çok sıkıntılar çektik. Kardeşlerimi bilmem ama, babama çok söylendiğim oldu.

Ama bugün geldiğim yere baktığımda, babamın ne kadar haklı ve doğru olduğunu gördüm. Oğlum olsa, babamın bana söylediğini söylerdim ona..
"Paramı son kuruşuna kadar yiyeceğim. Yiyemediğimi de vasiyetimle hayır kurumlarına bağışlayacağım. Benden hiçbir şey beklemeden hayatını kurmaya hazır et kendini!.."

hıncal uluç