Rüzgar Erkoçlar ile Tuğba Beyazoğlu nişanlandı

Cinsiyet değiştirerek erkek olan Rüzgar Erkoçlar, sevgilisi Tuğba Beyazoğlu ile 27 Şubat 2017 tarihinde nişanlanarak, evliliğe ilk adımı attı

Whatsapp Kişiler listesi nerede?

Whatsapp yeni güncellemeyle birlikte "Durum" sekmesi ekledi. Bu şekilde Snapchat uygulamasındaki gibi, süreli video veya fotoğraf paylaşımı yapılabilecek. Paylaşımı kimlerin gördüğü görülebilecek.

Bu gıdaları tüketmeyin

Hazır gıdalar, çabuk hazırlanması nedeniyle çok fazla işlenip hastalıklara davetiye çıkarıyor. Özellikle hazır meyve suyu ve reçeller; boyalı gazlı içecekler, meyve tozları, her türlü boyalı içecek, hazır meyveli yoğurt, sucuk, sosis, pudingler ve işlenmiş tavuk ürünlerinin ölüme davetiye çıkarttığı kanıtlandı.

Pek çok okulun öğretemediği şey; Kod Yazmak

Kod yazmak için bilgisayar mühendisliği ya da programcılığı bölümlerinden mezun olmanız gerekmiyor. Kod yazabilen insan, bunu isteyen insandır. Mühendislik öğrencisi olup daha bilgisayarın açılışından bihaber kişilerin de sorumlusu mevcut saçma eğitim ve sınav sistemimizdir diye düşünüyorum.

Çocuğunuza isim koyarken dikkat edin

Kötü anlamlı veya anlamı yanlış bilinen isimlerden bir kaç tanesi Aleyna Çocuklarına Kuran-i Kerim'de geçen bir isim koyma telaşında olan anne ve babalar, tercihlerini bazen Aleyna isminden yana kullanıyorlar. Aleyna her ne kadar Kuran’da geçse de, anlamsız bir isimdir!

19 Aralık 2010 Pazar

Flörtler ve Kısa Süreli İlişkiler Ya da EVLENMEDEN ÖNCE ''BİRLİKTELİK''

Bazı gençler evlenmeden önce karşı cinsle yakın olmaya fazlaca istekli görünüyorlar. Birbirini tanımak bakımından bir yere kadar yararlı olacağı düşünülen yakınlaşmalarda, işler iyiye gitmez ise bayanlar zarar görebilir.

Bu sebeple özellikle; flört, sevgili, arkadaşlık, sözlülük ve nişanlılık dönemlerindeki gençlerin şunları iyi bilmesi gerekir;


* Kolay Av Olan Kolay Terk Edilir *

Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, “kolay av” olan, kolay terk olunur. Kimse zahmet çekmeden elde ettiklerinin kıymetini bilmez.

Evlilik söz konusu olmayacaksa “arkadaşlığı” sevgili boyutunda sürdürmek bayanlara zarar veren sonuçlar ortaya çıkarır. Arkadaşlık ileri boyutlara götürülürse işin cazibesi kalmaz.


* Erkekler İçin “En Zor İlişki” Evliliktir.! *

Kadın erkek arasındaki ilişki türleri içinde, erkeğe en zor geleni “evlilik tarzında” olanıdır.

Evlilik söz konusu olunca “erkeklik” cesaret ister. Birçok erkek, karşısındaki bayana “seni seviyorum” demekte acele eder, ama, iş evliliğe gelince, bazı erkeklerin çok da cesaretli olmadıkları görülür.


* Evlenmeden Önce Erkeğe Yakınlık Kadının Değerini Düşürür *

Kadından almak istediklerini evlenmeden önce almaya başlayan erkeğin evlilik isteği azalır. Duygusal anlamda ilgisizlik başlar.

Bazı erkekler bayanlara yakın olduklarında, sonu ne olursa olsun, bu ilişkiden dolayı kendilerini sorumlu hissetmezler. Bayanlar, daha duygusal olduklarından, kısa süreli de olsa ilişkilerinden etkilenirler. Daha sonraki yakınlaşmalarda ise bu sebeple sorun yaşarlar.

Bir kızla evlenmek isteyen ya da evlenen erkek, onun daha önce başka kişilerle yakın olduğunu öğrendiğinde bundan pek de memnun olmaz. Hatta, bunu kendisi için bir aşağılanma olarak görebilir.

Bunun aksine, evleneceği erkeğin, kendisinden önce birkaç kızla yakınlığı olduğunu öğrenen kadın, aynı derecede rahatsızlık hissetmez. Aksine, başkalarına karşı erkeğinin kendisini tercih etmiş olmasından dolayı gurur bile duyabilir.


* En kısa arkadaşlık “Yatak arkadaşlığı”, en uzun arkadaşlık “Hayat arkadaşlığıdır.” *

En uzun sürecek ve sağlıklı olabilecek evlilikler, evlendikten sonra da “arkadaşlık” formatını koruyabilen evliliklerdir. Bunun için taraflarda ortak bazı özelliklerin olması gerekir. Aşk ve cinsellik olmadan da, karşılıklı olarak arkadaş olmayı kolaylaştıracak özellikleriniz yoksa, bu “birliktelik size mutluluk getirmeyebilir.

“Hayat arkadaşı” olamayacağınız kimse ile yakınlığınızın kısa sürede tadı kaçacaktır. “Yatak arkadaşlığı”ndan, “hayat arkadaşlığı”na geçmek ise oldukça zordur.


* Erkeklerin Sözü Senet Değildir *

Esasen, pek çok kadın, erkeklere karşı hatalarını evlenmeden önceki; arkadaşlık, flört, sevgililik, sözlülük, nişanlılık gibi bu “tanışıklık” döneminde yapmaya başlar.

Kolay inanır ve yakınlık göstermekte acele ederler. Halbuki, erkekler kolay elde ettiklerini değerli görmezler.

Bir bayandan almak istediklerini kolayca alan erkeğin gözünde, kadın değerini hızla kaybeder. Kendini garantide sanan ve birkaç güzel söze kanan genç kız, evlenmeyi tasarladığı erkeğe verdiği tavizler oranında hayal kırıklığı yaşamaya namzettir.

Evlenmeden önce, erkeğin bir kadından almayı arzu ettiklerini kolayca veren bayan, erkeğin gözünde nasıl değersizleştiğini onun arkasından bakakaldığında anlar.

Dikkat edilirse, erkek çocuklar oyuncaklarından heveslerini kısa sürede alır ve onları ya terk eder, ya da kırar atarlar. Halbuki kız çocuklar ayıcıklarını ve bebeciklerini yıllarca sever ve saklarlar.

Fransızlar; “İnsan her yaşta çocuktur, değişen oyuncaklarıdır” derler. Öyleyse, siz de, gözden düşmek istemiyorsanız mesafeli olmalısınız. Erkeğin sizden hevesini alıp, kısa sürede terk etmesini ya da bir oyuncak gibi kırıp atmasını istemiyorsanız her tatlı söze kanmamalısınız..

Unutmamalısınız ki, erkekler için “bir söz” her şey değildir. Dilin kemiği olmadığı gibi, sözün garantisi de yoktur.

Erkeğin, sevgisini sürdürmesi biraz da sevdiğine olan özlemi ölçüsünde olacaktır.

Erkeğe sabretmesini de, kadının kıymetini bilmesini de öğretecek olan yine kadındır.



***

“Doğru Bir Evlilik” Kararı Vermek İstiyorsanız, Karar Verirken; “SEVGİNİZİ YOKSAYMALISINIZ.!

Özellikle gençler evlilik kararı verirken; “Seviyorum! O halde evlenmeliyim!” diye düşünürler. Sadece “sevgi duygusu” ile verilen kararın isabetsiz olma ihtimali büyüktür. Elbette “sevgisiz” evlenmek çok doğru olmaz. Ama sevgi duygusu bittiğinde, evliliğin anlamsız ve çekilmez hale gelmemesi için, sevginin dışında da bazı özelliklerin olması gerekir.

Evlenecek bayan ya da erkeklerin, verecekleri kararın isabetli olup olmadığını anlamaları için, kendilerine şu soruyu sormalarında fayda var; “Sevgim olmasa yine de, ben bununla evlenir miyim?” Yani, “sevgimi yok farz edersem, karşımdaki kişinin; eğitimi, işi, mesleği, iyi-kötü alışkanlıkları, hayata bakışı, ailesinin yaşam tarzı, memleketi, psikolojik durumu benim kendisine tahammül etmem için yeterli mi?”

Bilmek gerekir ki, insanlar “ömür boyu sevgili” kalamıyor. Genellikle, evlendikten 6 ay ya da en geç bir-bir buçuk yıl sonra “aşk boyutunda sevgi” tükeniyor. “Aşk” gittiğinde evliliğin anlamını kaybetmemesi ve onun yerine karşılıklı saygı zemininde bir sevginin gelebilmesi, ancak karşınızdaki kişide bu saydığımız özelliklerin, sizi tatmin edecek boyutta bulunması ile mümkündür.

“Sevgim olmasa, ondaki özellikler benim kendisi ile bir ömür geçirmeme değer!” diyebiliyorsanız içiniz rahat olabilir. O zaman “Evet!” diyebilirsiniz. Aksi halde, “evet” demeden biraz ya da birazdan daha fazla düşünmelisiniz!


***

Hayatta “MUTLULUK” İçin Sadece “EVLİLİK” Yetmez..!

Kişinin yaşadığı hayatı anlamlı bulması için kendini başarılı addetmesi şarttır. Erkek için “hayatta başarılı” olmak, öncelikle “iş”inde, mesleğinde başarılı olmaktır. O, işinde başarılı ise, evdeki sıkıntıları fazla da dert etmeyebilir. Aile ile ilgili konular, genelde iş başarısından sonra gelir.

Halbuki kadın için durum farklıdır. Onun, “hayat başarısı” kocasından sevgi ve bağlılık görmesi ile özdeştir. Böyle olunca da, “eş”te, yani evlilikte başarısızlık, kadın açısından bakılınca, bütünüyle hayatta başarısızlıktır.

Bunun için şu iki şey, özellikle kadınlar için son derece önemlidir.

I. Mutluluğu sadece evliliğe endekslemek doğru olmaz

“Mutluluk” kendini gerçekleştirmektir. “Kendini gerçekleştirmek”, yani doğuştan getirdiğiniz yeteneklerin en iyi şekilde uygulama alanı bulması!

“Evlilik” ise kendini gerçekleştirmenin sadece bir bölümü!

“Kadın-erkek birlikteliği”; cinsellik, üreme ve bir de, “seveme sevilme ihtiyacı”nın sadece karşı cinsle ilgili olanını karşılamak içindir. Bu ihtiyaçların en iyi şartlarda evlilikle sağlandığını düşünsek bile, tek başına mutluluk için yeterli olmaz.

Kişinin tam anlamı ile, kendini “mutlu” addetmesini sağlamaz. Çünkü, insan sadece bu üç şeyden ibaret değildir. Diğer yetenekleri de tatmin olmayınca içinde hala bir eksiklik duyacaktır.

Hayatın anlamını ve mutluluğu sadece evliliğe endekslemek yanlıştır. Kadının; cinsellik, doğurganlık gibi, evlilik için gerekli ve güzel olan yeteneklerinin dışında özellikleri de vardır. Bunların da eğitimle geliştirilmesi ve yaşanması, mutluluğu sürekli kılmaya yardımcı unsurlar olmalıdır.

II Hayatla olan problemleri evliliğe yüklememek gerekir

“Evlilik” bir yaşam tarzıdır. Biz insanlar genellikle bu hayatı aile tarzında yaşarız. “Evliliği”, yani “aile tarzında bir yaşam biçimini” doğru dürüst beceremiyorsak, bu biraz da, “dünya hayatı”nı idrak etme ve yaşama konusunda temel eksikliklerimizden kaynaklanıyordur.

Hayata bakışımız, insana bakışımız, karşı cinse bakışımız, bir eş olarak ‘kadın’a bakışımız problemli olmamalı. Temelinde, “hayat” ve “evliliğe” karşı yanlış bakışların ve abartılı beklentilerin bulunduğu birliktelikler iyilik getirmez.

Hayattan beklentilerinizin tümünü evliliğe yüklerseniz mutsuz olmanız ve bu mutsuzluğun sonucunda da, mutsuzluğunuzun sorumlusu olarak “evliliği” dolayısı ile de, eşinizi suçlamak gibi bir açmaza düşerseniz. İşte o zaman evliliğiniz çatırdar.

Hayatla mücadele etme gücüne ve mutluluğa erişebilmek için, önce kendinizi geliştirin. Kadınlık dışındaki özelliklerinizi keşfedin. Yeteneklerinizi eğitiminizle tamamlayın.

Mümkünse gelir getirecek bir meslek sahibi olun ve gerektiğinde hayata tek başınıza devam edecek bir donanıma erişin. Bu sizin problemler karşısında daha rahat davranmanızı sağlayacaktır.

Ayrıca erkekler, her yönüyle kendisine bağımlı, aciz bir kadın imajı veren birini çok da değerli görmezler.




Flört Gençlik ve Sorunları Dr. Hamdi Kalyoncu

1 Aralık 2010 Çarşamba

Wikileaks


İnternet mecrası yine gündeme damgasını vurdu. Wikileaks Washington’ın uyarısına rağmen belgeleri yayınladı.

Kaynaklarını gizli tutarak ülkelerin en özel bilgilerine ulaşan, dahası bu verileri yayınlayan İsveç merkezli uluslar arası bir organizasyon Wikileaks.

Ellerindeki çok ses getirecek bir milyondan daha fazla dokümanı yayınlayarak, tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başarmış olsalar da aslında çok daha önceden de zaman zaman yayınladıkları raporlar ile çok sayıda ödül kazanmış, birçok kesimden insanın takdirini kazanmışlardı.

800 Gönüllüsü Var
2006 yılında kurulan WikiLeaks’in bünyesinde Amerikalı, Avrupalı, Tayvanlı, Avustralyalı, Güney Afrikalı gazeteciler, Çinli muhalifler, matematikçiler, teknoloji alanında uzman isimler bulunuyor, sayıları 800 civarında tahmin edilen bu isimler, gönüllü çalışıyor.

Liderleri Eski Bir Bilgisayar Korsanı
Oluşumun lideri eski bir bilgisayar korsanı olan Avustralyalı gazeteci Julian Assange...

Amaçları ise gizli belgeleri kamuoyu ile paylaşmak. WikiLeaks’e ulaşan bilgiler, uzmanlar tarafından teker teker değerlendiriliyor. Çok gizli bazı belgeler, dedikodular, yorumlar ayıklanıyor, sadece belge niteliğinde olanlar yayınlanıyor.

- Wikileaks Twitter Sayfası: http://twitter.com/#!/wikileaks
- Wikileaks Resmi Adresi: http://wikileaks.org/
- Wikileaks Türkiye Çeviri Ekibi: http://friendfeed.com/wikileakstr

kaynak 1
kaynak 2

3 Kasım 2010 Çarşamba

Bir Kadın...

….Bir kadın çocuktur aslında…..
Çocuk gibi davranmayı sever, erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister...


Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını..
Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez...
Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini,dikkate alınmasını ister...
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..


Bir kadın güçlüdür aslında,
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez...
İster ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin.
Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.
Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
Yapmak istediği birşey varsa mutlaka yapar.


Bir kadın sevgidir aslında.
İçinde her zaman sevgiyi taşır, sevdiklerinden kolay ayrılamaz, sevdiklerini kolay kolay kıramaz, zor sever ; ama tam sever.


Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.

Bir kadın yalnızdır aslında.
Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz...
Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır...
O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez, hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz...
Yalnızlık onun sığınağıdır...
O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir, sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.


Bir kadın çılgındır aslında.
Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez...
Üreticiliğinin sınırı yoktur....
Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.
Hoyratça harcamaz üreticiliğini.
Sadece erkeğine saklar...
Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir.
Çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
Yemek yemek, su içmek bile.
Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyormusunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz...


Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!! Çünkü Allah gözyaşlarını sayar..!!!!


Kadın; erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı..!!!
Öyle olsaydı ezilirdi, üstün olsun diye başındanda yaratılmadı!!
AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI; Eşit olsun diye; Kolun biraz altında; Korunsun diye!!!


KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!


-alıntı-
(foto: corbis.com)

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kaza namazları nasıl kılınır?

Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir namazı tekrar kılmaya da iade denir.


Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.

Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da, işlenen günah için ayrıca tevbe istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır. Bunun için hem kaza, hem de tevbe edilmelidir.

Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir.


Bazı özürler vardır ki, bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali, beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır.

Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası sünnet olan, yalnız sabah namazının sünnetidir. Günün sabah namazı kazaya kalmış ise öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

Zamanında kılınamayan bazı vakit sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde, farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine Cumanın iki rekât farzından sonra kaza edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza edilir.
Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve yatsı namazının sünnetleri farzdan önce kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar.

Kaza namazları, ne şekilde kazaya kalmış ise aynı şekilde kılınacaktır.
Sabah 2, öğle 4, ikindi 4, akşam 3, yatsı 4 ve vitir 3 rekat olarak kaza edilir.

Her namaz için belirli bir zaman veya mekan tayin edilmez. Yani ikindi namazının kazası ikindi vaktinde kılınır diye bir sınır yoktur. İstediğiniz zamanda kılınabilir. Kaza namazını kılarken ikindi namazının yatsıdan önce veya öğlenin sabahtan sonra kılınması gerekir gibi bir şartta yoktur.

Fakat kerahet dediğimiz zamanlarda kılınmamasına dikkat edilir. Bu vakitler de güneş doğduktan 45 dk sonraya, Güneş batmadan 45 dk. Önceye kadar ve Güneş tam tepede olduğu zaman (öğleye 30 dk. Kala) namaz kılınması hoş görülmemiştir. Bunların dışındaki bütün zamanlarda kaza namazı kılnabilir.


Kaza namazları nasıl kılınır?

Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz.
Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur.

Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

Meselâ: "Vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını" yahut "son öğle namazım Allah rızası için kılmaya niyet ettim." Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

Daha kolay olması bakımından "Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum" şeklinde niyet etmek de yeterlidir.
Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz.

Editorun Notu : İkindi namazından sonra güneşin batımına yaklaşık 40-45 dakika kalıncaya kadar her türlü kaza namazı kılınabilir. Ancak sünnet namazı kılınmaz.


kaynak: http://www.hanimlar.com/index.php?oku=1515

27 Ekim 2010 Çarşamba

Erkek dediğin

Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.

Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.

İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.

Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek.

Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.

Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.

Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.

Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.

Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.


Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.

Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek.

Seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.

Erkek dediğin askına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.

Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir.Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.

Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey...
Zeki olacak.

Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisi
katmasını da.

Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak.
Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.

Erkek dediğin önce sevecek.
Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı, fedakarlığı...

Erkek dediğin seni koruyacak,kuşatacak.

O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin.
Pısırık olmayacak erkek dediğin. Erkek dediğin erkek olacak.
Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.

Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak, huzurla bağrına basacaksın.

-alıntı-

26 Ekim 2010 Salı

Allah'ın 99 ismi ve anlamları


1- Allah: Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı. Kendinden başka ilah bulunmayan tek Allah.
Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk’ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah’tan başkasına mecazen de verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.
2- Er-Rahmân: Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden.
3- Er-Rahîm: Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.
4- El-Melik: Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5- El-Kuddûs: Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.
6- Es-Selâm: Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden.
7- El-Mü’min: Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.
8- El-Müheymin: Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.
9- El-Azîz: İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.
10- El-Cebbâr: Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne karşı gelinemeyen.
11- El-Mütekebbir: Büyüklükte eşi, benzeri yok.
12- El-Hâlık: Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.
13- El-Bâri: Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
14- El-Musavvir: Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.
15- El-Gaffâr: Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten koruyan.
16- El-Kahhâr: Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.
17- El-Vehhâb: Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.
18- Er-Razzâk: Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19- El-Fettâh: Her türlü sıkıntıları gideren.
20- El-Alîm: Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en mükemmel bilen.
21- El-Kâbıd: Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.
22- El Bâsıt: Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.
23- El-Hâfıd: Kâfir ve facirleri alçaltan.
24- Er-Râfi: Şeref verip yükselten.
25- El-Mu’ız: Dilediğini aziz eden.
26- El-Müzil: Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27- Es-Semi: Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.
28- El-Basîr: Gizli açık, her şeyi en iyi gören.
29- El-Hakem: Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi.
30- El-Adl: Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31- El-Lâtîf: Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.
32- El-Habîr: Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan.
33- El-Halîm: Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.
34- El-Azîm: Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce.
35- El-Gafûr: Affı, mağfireti bol.
36- Eş-Şekûr: Az amele, çok sevap veren.
37- El-Aliyy: Yüceler yücesi, çok yüce.
38- El-Kebîr: Büyüklükte benzeri yok, pek büyük.
39- El-Hafîz: Her şeyi koruyucu olan.
40- El-Mukît: Rızıkları yaratan.
41- El-Hasîb: Kulların hesabını en iyi gören.
42- El-Celîl: Celal ve azamet sahibi olan.
43- El-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.
44- Er-Rakîb: Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında bulunduran.
45- El-Mucîb: Duaları, istekleri kabul eden.
46- El-Vâsi: Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47- El-Hakîm: Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.
48- El-Vedûd: İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.
49- El-Mecîd: Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık bulunan.
50- El-Bâis: Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen.
51- Eş-Şehîd: Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde hazır ve nazır olan.
52- El-Hak: Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53- El-Vekîl: Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran.
54- El-Kaviyy: Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55- El-Metîn: Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.
56- El-Veliyy: Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.
57- El-Hamîd: Her türlü hamd ve senaya layık olan.
58- El-Muhsî: Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.
59- El-Mübdi: Maddesiz, örneksiz yaratan.
60- El-Muîd: Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61- El-Muhyî: İhya eden, yarattıklarına can veren.
62- El-Mümît: Her canlıya ölümü tattıran.
63- El-Hayy: Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.
64- El-Kayyûm: Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.
65- El-Vâcid: Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
66- El-Macîd: Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.
67- El-Vâhid: Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68- Es-Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69- El-Kâdir: Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70- El-Muktedir: Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.
71- El-Mukaddim: Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.
72- El-Muahhir: Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.
73- El-Evvel: Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.
74- El-Âhir: Ebedi olan, varlığının sonu olmayan.
75- Ez-Zâhir: Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.
76- El-Bâtın: Aklın tasavvurundan gizli olan.
77- El-Vâlî: Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.
78- El-Müteâlî: Son derece yüce olan.
79- El-Berr: İyilik ve ihsanı bol olan.
80- Et-Tevvâb: Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.
81- El-Müntekım: Asilerin, zalimlerin cezasını veren.
82- El-Afüvv: Affı çok olan, günahları mağfiret eden.
83- Er-Raûf: Çok merhametli, pek şefkatli.
84- Mâlik-ül Mülk: Mülkün, her varlığın sahibi.
85- Zül-Celâli vel İkrâm: Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86- El-Muksit: Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine uygun yapan.
87- El-Câmi: İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya toplayan.
88- El-Ganiyy: İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey Ona muhtaç olan.
89- El-Mugnî: Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
90- El-Mâni: Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
91- Ed-Dârr: Elem, zarar verenleri yaratan.
92- En-Nâfi: Fayda veren şeyleri yaratan.
93- En-Nûr: Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.
94- El-Hâdî: Hidayet veren.
95- El-Bedî: Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. (Eşi ve benzeri olmayan).
96- El-Bâkî: Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
97- El-Vâris: Her şeyin asıl sahibi olan.
98- Er-Reşîd: İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.
99- Es-Sabûr: Ceza vermede, acele etmeyen.

13 Ekim 2010 Çarşamba

İç Dekorasyon İle İlgili İpuçlar

Güzel fikirlere hızlı çözümlere her zaman herkesin ihtiyacı vardır. Hele de evde devam eden bir bahar hazırlığı varsa…

BİR STÜDYO-EV YARATMAK

Oturduğunuz Evinizi aynı zamanda bir işyeri gibi kullanıyorsanız (home office) mümkün olduğunca geniş bir çalışma alanı ve büyük depolama yöntemine ihtiyacınız var demektir. Stüdyonuzda yada ofisinizde bu nedenle malzemelerinizi yayabileceğiniz bir masa kaynak kitaplarınız için bir dolap ufak tefek eşyalarınızı koyabileceğiniz plastik kutular ve kolay ulaşmak istedikleriniz için açık raflara ihtiyaç duyabilirsiniz. Duvarınızdaki boş alanları ise çalışırken ilham alacağınız kesilmiş dergi ve fotoğraflarla doldurabilirsiniz. Eğer siz de çalışma ofisinizi düzenlemeyi düşünüyorsanız önerilerimize kulak verin:

- Odanızı; çalışma alanı depolama alanı ve kaynak alan olarak bölümlere ayırın.
- Alanı daha akıllıca kullanmak için bazı mobilyalarınızı değiştirmeyi göze alın. Derin çekmece ünitesi yerine kağıtlarınızı istifleyebileceğiniz birkaç sığ
çekmece ya da dikey çekmece bölücüleri gibi… Negatif boş alanları değerlendirmenin en iyi yolu köşelere döner dolaplar (sıklıkla mutfakta bulunanlar gibi) yerleştirmektir.
- Eğer tavanınız ekstra ağırlık kaldırabiliyorsa (bunu uzmanına onaylatmalısınız) çengeller ya da bir çalışma masası üstüne raf asabilirsiniz.
- Kutu dosyalarınızı renklendirin veya onları daha çekici kılmak için kumaş ya da duvar kağıdıyla kaplayın. İşinizin kategorisine göre size yardımcı olacak renkler kullanın ve belli bir sıraya göre düzenleyin.

BOYA EFEKTLERİ
Eğer gardrop üzerinde ya da raflarda kreatif boya efektleri uygulamak istiyorsanız en iyi sonuç için size bu konuda yardımcı olabilecek firmaların ürünlerine bir göz atmanızı öneriyoruz. Ya da işin ehli olanlara başvurabilirsiniz. Bu konuda Hobi sanat evleri ya da marangozlar yardımcı olabilir. Bir alternatif te gerekli malzemeleri edinip kolları sıvayabilir ve kendiniz boyayabilirsiniz. Biraz yorulabilirsiniz ama değecektir.

SAKLAMA KUTULARI
İstiflenmiş raflara ya da dolaplara yüklenmiş hatta masa altlarına saklanmış fazla eşyalarınıza depolama çözümleri ve kutularıyla çözüm getirebilir ofisinizi temiz ve düzenli tutabilirsiniz. Örneğin çekmece içlerine yerleştirilen beyaz opak plastik bölmeli kutular çamaşırlar boncuklar ya da dergi kupürlerini saklamak için idealdir. Cam plastik kumaş dolap içi çekmeceleri ise daha fazla çalışma alanı sağlarken bandana ya da eşarp gibi aksesuarları bir arada toplayabilmek için de uygundur.

YASTIKLAR
Yumuşak dokulu pembe ekru ve toprak tonlarında fitilli pamuk keten ya da koton kırlentler bahar evinizde romantik ortamlar yaratmanıza olanak tanır.

DOLAPLAR NASIL YERLEŞMELİ?
Baharlık-kışlık değişimlerinin yapıldığı bu dönemde dolaplarınızı nasıl yerleştireceğiniz konusunda pratik önerilere ihtiyacınız olabilir. İlk adım olarak içindeki malzemeleri ve bir malzemeyle kaplı rafları sergilemek için ağ ya da benzeri bir malzemeyle dolap kapağını yenileyip yenilemeyeceğinizi iyice düşünmenizi öneriyoruz.

Eğer dolaptakileri gizlemeyi tercih ediyorsanız ağın arka bölümünü kumaşları karıştırarak ya da kapağın her iki tarafını da kumaş ya da kağıtla basit bir şekilde kaplayarak bunu yapabilirsiniz. Eğer kapağı çıkarmaya karar verirseniz kapak çerçevesini içini ve tüm rafları önce elden geçirmelisiniz sonra da dış yüzeyini boyayarak temiz bir görünüm elde etmek yapılacak en iyi iştir. Tel ağı kapağın içine silikon tabanca yardımıyla da tutturabilirsiniz. Çoğu kumaş kapağı kaplamak için uygundur; hafif ekoselilerden ağır damasklara kadar…

Kumaşları karıştırmanın ise iki yolu vardır. İsterseniz baştan aşağıya elinizde makine dikişi ya da makinede dikin ve kapak içine uygulayın ister kenarını kıvırarak dikin. Ardından tel perde askısı geçirip ağın arkasındaki bölüme metal askıyı asın. Rafları kumaşla kaplamak için; kumaşları uygun ölçüde kesin ve silikon tabancası yardımıyla sabitleyin.
Dikkat etmeniz gereken tek şey yapıştırıcının kumaş ve ahşaba uygun bir yapıştırıcı olması gerekmesidir. Alternatif olarak kağıt da kullanabilirsiniz. Kağıdı uygun ölçüde kesin temiz ve pürüzsüz bir şekilde yapıştırmak için rafın ön yüzeyinden arkasına doğru devam ederek kaplayın. İç bölümlerdeki duvarları da sprey yapıştırıcı yardımıyla kaplayabilirsiniz.

Bu en becerikli dekoratif yöntemdir üstelik istediğiniz zaman kağıt ya da kumaşları değiştirme şansına da sahipsiniz. Son olarak açık ağ kapıya karar verdiyseniz içindekilerin görüneceğini bu nedenle ya düzenli tutmanız gerektiğini ya da renkli kutularla onları saklamanız gerektiğini unutmamalısınız.

LAVANTASIZ OLMAZ!
Lavanta çiçeğinin gerek kendisi gerek onlardan yapılan koku keseleri gerekse bu çiçeğin stilize edildiği desenlerle süslenmiş tekstiller bu bahar evinizde yine yer edinecektir. Lila tonlarının ferahlatan etkisi taze lavantaların mis kokusuyla birleştiğinde emin olun etkisi artacaktır. Lavanta dallarınızı evde tek kalmış cam bardaklarınızda sergilemek iyi bir çözüm olabilir.

METAL SANDALYELER
Balkon bahçe ya da terasınız için şık bir alternatif de metal sandalyelerdir. Onları kendi dikeceğiniz ya da hazır satın alabileceğiniz minderlerle renklendirebilirsiniz.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Google AdWords promosyon kodu nasıl kullanılır

https://adwords.google.com.tr adresinden AdWords hesabınızda oturum açın.
Faturalandırma sekmesini tıklayın.
Diğer işlemler düğmesini tıklayın ve Bir promosyon kodu uygula'yı seçin.
Görüntülenen kutuya kodunuzu girin.
Gönder'i tıklayın.
Kod başarıyla uygulanırsa, bir onay mesajı görürsünüz. Kod geçersizse, bir hata mesajı görüntülenir.

Lost yoksa Olay var! THE EVENT


İlk bölümü ABD’de milyonlar tarafından izlenen; biraz Lost, biraz 24, biraz da FlashForward’ı anımsatan yeni sezonun en dikkat çekici dizisi The Event...

Tüm dünyada bir fenomendi Lost; 6 yıl boyunca... Şanına yakışır bir şekilde de bitti geçen Mayıs’ta; çok tartışılan bir finalle! Ardından ağlayanlar bile oldu! "Lost bitti, artık ne seyredeceğiz?" diyenler için, 6 yıl boyunca bu fenomen diziye ev sahipliği yapan ABC, FlashForward'ı piyasaya sürmüştü.

Ancak tutmadı. Ratingler istenen düzeyde olmayınca, 22 bölümün ardından ilk sezonun sonunda FlashForward yayından kaldırıldı.

İmdada rakip kanallardan NBC yetişti! Biraz Lost, biraz 24, biraz da FlashForward'ı anımsatan özellikleriyle, yeni sezonun en dikkat çekici dizisi, The Event (Olay) oldu...

Etkili bir promosyon çalışmasının ardından, ilk bölümü ABD'de 11 milyonu aşkın kişi tarafından izlendi. ABD ölçütlerine göre "çok iyi" anlamına gelen bu rakam, NBC'nin yüzünü güldürdü.

Başarılı bir senaryosu olan The Event'in kurgusu, Lost'tan çok daha fazla flashback ve flashforward içerdiği için bazı izleyenleri rahatsız etti. Ancak ikinci bölümü de iyi rating alınca; yapımcılarla sadece 8 bölümlük anlaşma yapan NBC, sözleşmeyi uzatmak için kolları sıvadı. Senaristler de diziyi daha da ilginç hale getirmek için, öyküye yeni eklentiler yapmayı düşündüklerini açıkladı.

Bu olumlu gelişmelere karşın, internetteki forumlarda The Event'in asla Lost'a rakip olamayacağı görüşü hakim. Yapımcıları ise böyle bir iddialarının olmadığını, The Event'in Lost'tan farklı özelliklere sahip "özgün" bir dizi olduğunu ısrarla belirtiyor.

Amerikalı televizyon eleştirmenleri de dizinin geleceği konusunda kararsız. The Event'in, gerçek bir tüketim toplumu olan Amerikalıları ekran başına fazla bağlayamayacağı görüşü ağırlıkta. Buna karşın; The Event'in yeni başlayan diziler içinde, ABD dışındakilerin dosya paylaşım sitelerinde en çok tercih ettiği yapım olması bile, onu izlenilir kılıyor!

24 Eylül 2010 Cuma

Evimi nasıl daha geniş gösteririm?

Mimar Hüray-Kağan Erk çifti, 60 metrekarelik evlerini geniş göstermenin püf noktalarını House Beautiful dergisinin yeni sayısına anlattı.

İşte, küçük bir mekanı geniş göstermenin incelikleri....

• 1. Odanızı daha yüksek ve ferah göstermek için ışığı yansıtan renkleri tercih edin. Duvar ve tavana aynı rengi uygularsanız tavan olduğundan daha yüksek görünür.

• 2. Dar bir odayı daha geniş göstermek için yer döşemesinde nötr renkler ve tek tip malzeme kullanın. Çizgili bir halıyı odanın enine sermek, metrekareyi daha geniş gösterir. Halıların, mobilya boyutlarından daha büyük olmasına da dikkat edilmeli.

• 3. Odanızın boyutlarını geri plana atmak için dikkati üzerine çekecek bir odak noktası oluşturabilirsiniz. Bunun için, odanızın bir duvarına zıtlık yapacak bir renk uygulayabilir ya da televizyon ünitesi kullanabilirsiniz.

• 4. Geniş alanları kaplayan desenli aksesuarlardan kaçının. Bunun yerine daha küçük alanlarda desen kullanın. Mesela, krem tonlarındaki bir kanepeyi desenli yastıklarla tamamlayın.

• 5. Uyumak ve çalışmak için yeterli alanınız yoksa, katlanan paravanları tercih edin. Yatak olabilen kanepeler, küçük mekanlar için ideal mobilyalardır.

• 6. Dar bir odada birçok parçayı aynı mekana sıkıştırmak yerine, köşe koltuğu gibi mobilyalar kullanın. Odanızın uzun duvarı önüne yerleştireceğiniz bir kanepeye, orta sehpanın altına itilebilen minik puflar gibi portatif parçalar eşlik edebilir.

• 7. Yüksek mobilyalar dikkati alçak tavana çektiği için, onları duvarınızın renk tonlarında boyayarak kamufle edebilirsiniz.

• 8. Bir mekanı canlı ve ışıltılı göstermek için beyaz, krem ve açık sarı tonlarını seçin.

• 9. Farklı ve cesur tonlar kullanmak istiyorsanız, bunları tek bir duvarda uygulayın.

• 10. Kırmızı küçük mekanlar için zor bir renktir. Odanızın ferahlığını bozmadan bu rengi uygulamak istiyorsanız, kırmızıyı sadece aksesuarlarda kullanın.

• 11. Uzun ve dar bir odanın bitimindeki duvarı daha koyu bir tonda boyayarak, gözü mekanın içine çekebilir ve odanın kareye yakın algılanmasını sağlayabilirsiniz.

• 12. Uzun ve dar dolaplar seçin. Fazla yer kaplayan kollu sandalyeler yerine daha küçük olanları tercih edin.

• 13. Mutfakta kullanacağınız boy dolapları mekanın düşey yüzeylerini değerlendirir.

• 14. Camlı ve raflı büyük bir mutfak dolabı yerine kullanım alanı geniş, düz hatlıları seçin.

• 15. Ayakla yükseltilmiş mobilyaların altında kalan yüzeyleri bir an için görmek, mekanın daha hacimli algılanmasını sağlar.

• 16. Göz hizasındaki bölgeleri boş bırakın. Duvara monte edilmiş ünitelerin kapı girişlerinin karşısında olmaması görüntü kirliliğini engeller.

• 17. Odanın uzun duvarı önündeki uzun bir kanepe, gözün duvar boyunca gezmesini sağlar ve odayı büyük algılatır.

• 18. Tavana kadar uzanan açık renkli dar dolaplar ve çok ince kulplar düşeyselliği vurgular. Alçak seviyedeki mobilyalar da yüksekliği pekiştirecektir.

• 19. Boyuna çizgili desenler, mekanı yüksek gösterir. Çizgili bir halıyı mekan boyunca sererek veya alçak bir kanepeye enine çizgili yastıklar ekleyerek burayı geniş gösterebilirsiniz.

• 20. Masa ve sandalyeleri duvara yaslamayın. Mobilyaları doğru şekilde yerleştirerek odanın kenarlarını ve köşelerini belirsiz hale getirebilirsiniz.

• 21. Odadaki dar duvarın kapı aralığı varsa kapıyı veya pervazı duvarla aynı renge boyayın.

• 22. Evinizin planı elverdiği ölçüde, cam tuğla veya buzlu camdan bölücü duvarlar ya da cam paneller kullanmak aydınlık bir mekan için idealdir.

• 23. Mobilya sayınızı sadece bir ya da iki büyük ana parçaya indirgeyin. Küçük parçalar mekanı karmaşık gösterecektir.

• 24. Mutfak ve banyoda kullanılan küçük yer ve duvar karoları, yüzeylerin daha büyük algılanmasını sağlar. Çünkü göz çok sayıdaki küçük karoyu, büyük bir mekanla özdeşleştirir.

• 25. Yumuşak ışığı tavana yönlendirmek için, dekoratif lambalar ve duvara monte edilen aydınlatmalar kullanmayı tercih edins.

• 26. Banyoda küvet yerine duşakabin tercih edin. Küçük ve penceresiz banyolarda ışık bantlarını buzlu cam panellerin veya aynanın arkasına yerleştirebilirsiniz.

• 27. Dışarıya bakan pencereler, gözünüzü oda sınırlarının ötesine taşırken, saksılardaki bitkiler de ışığı kesmeden doğal sınırlar oluşturur.

• 28. Kamufle edilmiş radyatörler, süpürgelikler ve resimlerin duvarlara tutturulduğu raylar, duvarla aynı renge boyayın.

• 29. Krem ve kahverengi gibi renklerin uygulanması kolaydır. Evin bütününde kullanılmaya elverişli olan bu tonlar, odalar arasındaki sınırları da belirsizleştirir.

• 30. Depolama için en pratik ve ekonomik malzeme kutulardır. Bunları hem düzenli bir mekan oluşturmada hem de dekoratif amaçlı kullanılabilirsiniz. Herkesin hayalinde geniş ve ferah bir ev vardır. Evin yüzölçümü bu hayale cevap vermezse, devreye bazı görsel hileler girer. Tıpkı ikisi de mimar olan Hüray-Kağan Erk çiftinin, 60 metrekarelik evlerinde yaptıkları gibi!


Kaynak: Sabah

22 Eylül 2010 Çarşamba

İşte Dekorasyonda Yapılan 9 Hata !


Ev Dekorasyonu

Evinizin istediğiniz gibi olmasını engelleyen, dekorasyonda en çok yapılan hataları biliyor musunuz? Evinizi kurarken yaptığınız bazı hatalar, istediğiniz sonucu almanızı engeller.



İşte evinize her baktığınızda bir şeylerin eksik olduğunu hissettiren 9 hata!


1) Plan yapmamakEvinizi dekora edecekseniz, hangi eşyayı nereye koyacağınızı ya da hangi eşyalara ihtiyacınız olacağını mutlaka bir liste halinde yazın. Evinizin kaba taslak bir planını çizerseniz elinizdeki eşyaları nerelere koyacağınızı bilirisiniz. Bu size hem çok vakit kazandıracak, hem de eksikleriniz olmasını engelleyecektir.


2) Aydınlatma hataları
Pek çok kişi evini dekora ederken aydınlatmayı pek fazla önemsemez. Fakat aydınlatma en önemli öğrelerden biridir. Aydınlatma yaparken dikkat etmeniz gerek ilk şey, görüş probleni yaratmayacak şekilde ve yeterli aydınlatma sağlamaktır.

İkinci adımda ise okuma yaptığınız ya da çalıştığınız alanların ekstra aydınlatması var. Kitap okuduğunuz veya elişi yaptığınız alanda daha fazla ışığa ihtiyaç duyarsınız.Son adım ise vurgulamak istediğiniz alanları küçük spotlar yardımıyla aydınlatmaktır.


3) Işık ve renk uyumsuzluğu
Renkleri gösteren boya katologlarına baktığınızda, eviniz için en uygun rengi bulduğunuzu düşünebilirsiniz, fakat renk seçiminde evinizin aldığı ışığı da düşünmelisiniz.

Örneğin eviniz kuzey ya da doğu yönündeyse, az ışık alır ve soğuk renkler evinize donuk bir hava verir, bu yüzden sıcak renkleri tercih edin. Aynı şekilde batı ve güney yönlerinde de sıcak renkler çok baskın görüneceğinden soğuk renkleri tercih edebilirsiniz.


4) Odanın ne amaçla kullanılacağını hesaba katmamakEvinizi döşerken hangi odayı ne amaçla kullanacağınızı göz önünde bulundurun. Örneğin; çocuk odası olarak kullanacağınız bir dodayı koyu ve cansız renklerde döşerseniz, odaya yanlış bir ruh hali katarsınız.

Ya da salonunuzu kırmızı ağırlıklı döşerseniz, çok agresif bir etki yaratabilirsiniz. Odalarınızı boyarken ve içini eşyayla doldururken, renk uyumlarına dikkat etmelisiniz.


5) Oranlara dikkat edinEv döşerken amatör kişilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri de oranları doğru hesaplayamama… Küçük bir yemek odanız varsa, çok beğenerek aldığınız kocaman bir yemek masası, odanızı küçücük gösterecektir.

Ya da çok beğendiğiniz bir şömine tasarımı, yüksek tavanlı evinizde kaybolup gidebilir. Ya da küçük evinizde kullandığınız büyük desenler algıda sorunlar yaratabilir. Geniş odalarda ise geniş desenler kullanmanın sakıncası yoktur.


6) Çok fazla tarzı karıştırmakŞu sıralar birden fazla dekorasyon tarzını kullanmak çok popüler, doğru kullanıldığında da oldukça şık ve ferahlatıcı görünür. Fakat bunu yaparken karmaşaya düşerseniz, eviniz çok dağınık ve düzensiz görünecektrir.

Minimal döşenmiş salonunuza, klasik bir kitaplık koyablirisiniz, fakar hem klasik, hem minimal, hem endüstriyel ve başka tarzları bir arda kullanmaya kalkarsanız evinizde kargaşaya neden olursunuz. Doğru dengeyi sağlamak evinizi sil baştan kurmak değil, aksine elinizde var olanlara yeni fonksiyonlar kazandırmaktır.


7) Ses dağılımını göz önünde bulundurmamakEvinizdeki sert köşeler ve derin noktalar ortamın akustiğini olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden usta dekoratörler bu tarz noktaları genelikle yumuşak aksesuarlarla ya da oval eşyalarla kapatmaya çalışır.

Siz bunun aksine bu noktalrı açıkta bırakırsanız, evinizde yankılanmalara yol açabilirsiniz. Eviniz küçükse bu çok sorun olmayacaktır fakat büyük evlerde hemen dikkat çeker.

Renk karmaşası
Artık evlerde bir çok renk birarada kullanılabiliyor. Özellikle pastel renklerin moda olması dolayısıyla neyi neyle uydursam derdi kayboldu. Fakat pastel renklerin çok fazla kulalnımında evinizde donuk bir hava oluşması gibi bir tehlike söz konusu.

Bu yüzden evinizi pastel renklerle döşediğinizde, mutlaka canlı renklerden oluşturulmuş birkaç ayrıntı kullanın. Bu ayrıntılar evinizin canlılığını arttıracak ve donuk olma riskini ortadan kaldıracaktır.


9) Küçük detayları atlamaBir mekanda kullanılan renkler ve detaylar ne kadar güzel olursa olsun, evi tamamlayan unsurlar, mimari ayrıntılardır. Yani kapı kollarından lamba anahtarlarına kadar her ayrıntıya dikkat etmeniz gerekiyor.

Son aşamaya geldiğinizde elinizde neler olduğunu tek tek kontrol edin ve evinizi bireysel değil bütünsellik içinde tamamlayın. Küçük ayrıntılar da olda üzerinde durduğunuz unsurlar, evin içindeki uyumu yakalamak için önemli anahtarlardır. Bu yaklaşımdaki parola ise evinizde sadelik ve uyumu her zaman korumaktır.

19 Eylül 2010 Pazar

Çocuk istismarı nedir?



Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Mutlu bir evlilik için bayanlara 30 tavsiye

Evlilikteki sorunlar ve eşler arasındaki uyumsuzlukların nedenleri hiç şüphesiz her iki taraf içinde geçerlidir

Evlilikteki sorunlar ve eşler arasındaki uyumsuzlukların nedenleri hiç şüphesiz her iki taraf içinde geçerlidir. Bazen erkek eşine karşı bir takım yanlışlar yapar ve aynı şekilde bazen de bayanlar kocasını üzecek ve Onun agresif, sorumsuz, sevgisini gösteremeyen biri olmasına sebebiyet verir.

Çoğu zaman büyük kavgalar küçük şeylerden başlar. Eğer kadınlar eşlerine nasıl davranacaklarını bilseler ve kendileri için önemsiz fakat eşleri için çok önemli olan bazı noktalara dikkat etseler, kesinlikle birçok sorun da hallolacaktır.
Evlilikte mutluluk ve sevgi için kadınların eşleri için yapmaları gereken bazı önemli tavsiyeler şunlardır:



1- Eşiniz eve geldiği zaman Onu kapıda karşılayın ve güler yüzle hoş geldin deyin.

2- Onunla ilgilenin, gününün nasıl geçtiğini sorun.

3- Kazanç, malikiyet ve diğer bütün işlerinizde “ben” ve “sen” kelimeleri yerine “biz” demeyi öğrenin. Evlilik yani benliğin ortadan kalkıp bizliğe dönüşmesi ve başkası için var olmaktır.

4- Her ne kadar haklı olsanız bile, kesinlikle tartışmaktan sakının. Tartışmak eşler arasındaki sevgiyi öldürür. En çok seven siz olun ve susun. Daha sonra sakin bir zaman da güzellikle anlattığınız zaman mutlaka kabul edecektir.

5- Eşinizi başkasının yanında özelliklede akrabalarıyla beraberken küçük düşürmeyin, aksine daha fazla saygı gösterin.

6- Eşinizin yanında asla başka erkekleri överek konuşmayın ve başkalarının başarılarını Onun yüzüne vurmayın. Herkesin başara bildiği ve başaramadığı şeyler vardır.

7- Eğer yakınlarınız tarafından Ona bir fayda sağlanmışsa bunu minnet koyarak Onun yüzüne vurmayın.

8- Eşinizin arkadaşları ve tanıdıklarıyla haddinden fazla samimi olmamaya çalışın.

9- Eşinizin akrabaları ve başkalarıyla görüşmesini engellemeyin. Sürekli kısıtlamalar getirerek Onu sıkmayın.

10- Yakınlarına, akrabalarına özellikle anne ve babasına saygı gösterin, onların hatalarını eşinize mal etmeyin, onları sevdiğinizi gösterin ve bazen de eşinizden önce onları evinize davet edin.

12- Onun ailesi ve yakınları için çektiğiniz zahmetleri yüzüne vurmayın.

13- Evlilik maddi ve manevi her konuda ortaklıktır, kendi kazancınıza “benim” deyip, sadece kendiniz için harcamayın.

14- İsteklerinizin yerine gelmesi için eşinize emretmeyin, Onunda ihtiyacıymış gibi ricayla isteyin.

15- Maddi durumunu mutlaka göz önünde bulundurun, kendi istekleriniz için Onu sıkıntıya sokmayın ve anlayışlı bir şekilde karşılanmayan ihtiyaçlarınız için diretmeyin. Unutmayın, aranızda sevgi olduğu sürece o sizin için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

16- Kendinizi eşiniz için süsleyin, o gelmeden veya evdeyken en güzel elbiselerinizi giyin.

17- Eşinizin yanında sürekli durgun, sinirli ve asık suratlı olmayın. Her zaman güler yüzlü ve güzel ahlaklı olmaya çalışın.

18- Eşiniz eve geldiğinde tüm işlerinizi bırakarak beraber oturarak konuşun, Onunla ilgilenin.

19- Üzgün, sinirli ve morali bozuk olduğu zamanlarda isteklerinizi erteleyin.

20- Nelerden hoşlanıp ve nelerden hoşlanmadığını öğrenin ve hoşlandığı şeyleri yapmaya çalışın.

21- Kadın eşinden sevgi beklediği gibi, eşine de sevgi göstermelidir ve her gün mutlaka Onu sevdiğini söylemelidir.

22- O evde olmadığı zaman özlediğinizi, geldiğinde sevindiğinizi ve gelmesini dört gözle beklediğinizi belli ettirin.

23- Bir hata yaptığı zaman hemen “sana söylemiştim” demeyin, fikir vermek yerine Onu anlamaya çalışın.

24- Sizi düş kırıklığına uğratırsa, görmezden gelin ve Onu cezalandırmaya kalkışmayın.

25- Bir isteğinizi almamış veya yerine getirmemişse “fark etmez bir dahaki sefere”, yine yapmazsa sabırla ,“tamam bir daha çıktığında alır mısın?” deyin.

26- Onun incitip, kırdığınızda ve hatanızı anladığınız zaman ondan özür dileyin ve ona ihtiyaç duyduğu sevgiyi gösterin.

27- Eşiniz yapmış olduğu hatayı anlayarak, sizden özür dilediği zaman sizde hemen kabul edin. Hata ne kadar büyükse eşinizin size vereceği puanda o kadar çok olacaktır.

28- Olumsuz duygularınızı erkeği suçlamadan paylaşmalısınız.

29- Evden çıkarken Onu yolcu edin, güler yüzle uğurlayıp, hoşça kal deyin.

30- Bu listeye içinden gelenleri eklemesini isteyin

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Evlilik sonrası beklentiler

Büyük Beklentiler

Uzmanlara göre evlilik sonrası depresyonun kaynağı modern hayatla ve ilişkilerin yaşanma biçimiyle alakalı. Televizyonda, dergilerde bize söylenen hayatımızın aşkıyla karşılaşıp, onunla evlenmeye karar verdiğimizde tüm yaşamımızın harika olacağı. Bize anlatılanlara göre, sevdiğimiz kişiyle hayatımızı birleştirdiğimizde yaşamımızın daha mutlu, kusursuz ve yaşanılır olması gerekiyor. Şayet evlenmişseniz, hayatınızın mükemmel olmaması için de bir sebep olmadığı…

Ama gerçek yaşam söz konusu olduğunda televizyonda, dergilerde ve masallarda anlatılanların tamamen geçersiz olduğunu görüyorsunuz. Bu hepimiz için ciddi bir hayal kırıklığı. Evlilik, yaşadığımız kültürde önemli bir gösterge. Bu öyle bir gösterge ki hayatınızın eşini bulmayı, onunla birlikte bir hayata adım atmayı ve mutluluğu yakalamayı başardığınızı herkese ilan ediyor. Herkesin beklentisi bunu başarmanız ve ardından evlilik hayatına bir günde adapte olmanız. Oysaki duyguların iniş ve çıkışları, yeni yaşama kolayca uyum sağlayamama gibi hesaplanması gereken çok fazla ihtimal var.

Uzmanlara göre, çoğu çift evliliğin en mutlu geçmesi gereken ilk senesini, en ciddi hayal kırıklıklarının yaşandığı zaman dilimi olarak hatırlıyor. Çünkü insanlar evlilik hayatına, evliliğe dair gerçekçi beklentiler içinde başlangıç yapmıyor. Hoşlandığınız şeylere tam adapte olmadan önce kirli çoraplar, oraya buraya saçılmış eşyalarla ilgilenmeniz gerekiyor. Kimi çiftler evlilik defterini imzalarken bir yastıkta 40 yıl geçirmek için söz verdiklerini bile düşünmüyorlar. Birlikte yaşanacak bir ömrün, açık bırakılan klozet kapaklarıyla, çamaşır yıkamanın hayattaki en önemli şey haline gelmesi ile ilgili olabileceği hiç hesaplanmıyor.


Mutlu Bir Evlilik İçin

Oyunun kuralı, hazırlıklı olmak! Yani evliliğin getireceği sorumluluk hissine, yeni şartlara karşı duygusal olarak kendinizi hazırlamanız gerekiyor. Bütün sorun evlenecek çiftlerin tüm hazırlıklarının sadece o büyük gün için oluşu. Ertesi gün başlayacak yeni yaşamla ilgili duygusal anlamda bir hazırlık yaşamıyorlar. Bu dönemde tüm dikkatler düğüne ve onunla ilgili detaylara yöneliyor, evlilik yaşamına değil. İlişkiniz ise neredeyse hayatınızdaki öncelikler sıralamasında en arka sıralara düşüyor. Herkesin gözden kaçırmaması gereken nokta tamamen gözardı ediliyor. Aslında tüm bu tören ve hazırlıkların tek nedeni, sizin yeni başlayacak hayatınız! Esas olan evlilik yaşamında adım atmanızken, sanki başarılı bir düğün töreni tüm amacınız haline geliyor.

Evliliği Neler Yıpratır?




Eleştiri
"Sen hep böylesin. Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin, hep bağırıyorsun, beceriksizsin, filanın eşini örnek al, beni üzmekten zevk alıyorsun…" tarzındaki ifadeler, eşi suçlayıcı, yargılayıcı ve kırıcı eleştirilerdir. Oysa iletişimde "ben" dilini kullandığımızda eşimize şöyle diyebiliriz: "Ben bu sözünden veya davranışından dolayı çok üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım." Bu ifade daha yumuşak olduğundan, ayrıca kişide oluşturduğu duyguyu da olaya yansıttığından eşi olumlu yönde etkileyebilir ve buna göre olumlu karşılık verebilir.


Genelleme
"Hep böylesin. Böyle yaparsın. Bencilsin. Hiç değişmiyorsun. Bu huyunu annenden / babandan kapmışsın. Bir gün de iyi yanını göremeyecek miyim?" tarzındaki ifadeler, eşi bir kalıba sokan ve damgalayan ifadelerdir. Mantıksal olarak düşündüğümüzde, madem ki eşiniz söylediğiniz gibi "hep öyle", yıllardır değişmiyor; peki siz ne oranda değiştiniz? İşe kendinizi değiştirmekle başlayın.


Aklını okumak
Evlilikte ilişki bozulmaya ve mutsuzluk ortaya çıkmaya başlayınca araya mesafeler girer. Sürekli kavga, üzüntü, bir noktada çiftleri sessizliğe ve kendi dünyalarına iter. Fakat burada sözlü iletişim yerine sözsüz iletişim, yani davranışlardan anlamlar çıkarıp, eşi yargılama süreci başlar. "Hah! Yine kızdın. Bakışlarından anladım. Sen öyle demek istemedin. Senin kafanın içinde neler var, çok iyi biliyorum… " tarzındaki yaklaşımlar, eşin jest ve mimiklerinden, hal ve hareketlerinden anlamlar çıkarmaya yöneliktir.

İşi yokuşa sürmek
Zamanla eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir; diğer eşin: "10 yıldır sana söyledim, ama beni dinlemedin; sonunda dediğime geldin. Başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?" biçimindeki konuşmaları, eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır. Oysa ; "Bu değişiklikten dolayı çok mutluyum, sevinçliyim. Gel birlikte plan yapalım; başka nelerimizi değiştirebiliriz, onları konuşalım" tarzında bir diyalog kurulursa olumlu değişiklik pekişir ve devamı için de teşvik edilmiş olunur.


Geçmişi hatırlatmak
Herkesin evliliğinde, geçmişte yaşadığı olumsuz bir anısı vardır. Aile kavgaları, kırgınlıklar, ihanetler, küçük düşürmeler ve hayal kırıklıklarıdır. Geçmişte yaşanan kötü anıyı sürekli gündeme getirmek sıkıntı doğurur ve sorunları pekiştirir.
Hep haklı olmak
Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde "Kim daha haklı?" diye adeta "mahkeme" kurulur. "Evliliğimiz boyunca kavgaları hiç ben başlatmadım. Sen hep bana kötü davrandın, beni aşağıladın. Bütün sorunlar senden kaynaklanıyor!" gibi kalıp sözler, tıkanan evliliklerin klasik sözleridir. Oysa önce kendimize bakmamız ve "Ben nerede hata yapıyorum, yanlışım ne olabilir?" diye düşünmek gerekir. Sürekli karşı tarafı haksız görmek işin kolaycı yönüdür.


Sorumluluk
Aile yükünün tek tarafa yüklenmesi kişiyi aşırı strese sokup gergin ve öfkeli yapabilir. Bu yüzden hiçbir cinsiyet ayırımı gözetmeksizin yapılacak işleri ortaklaşa yapmaya gayret etmek gerekir. Diğer yandan, ilişkideki bozulmadan dolayı "Sen beni zorluyorsun, çıldırtıyorsun; bu yüzden öfkeleniyorum" yerine, "Seninle ilişkimde zorlanıyor ve bazen öfkemi kontrol edemiyorum" tarzında konuşulsa, kişi kendisini de ortaya koyuyor ve sorumluluğu paylaşmış oluyor; böylece eşi suçlamıyor, soruna dikkat çekip, üzerinde düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor.


Mantıksal yaklaşım"Ya bana iyi bir neden göster, söylediklerimi çürüt, ya da beni kabul et!" yaklaşımı evlilikle iş ilişkisini karıştırma yaklaşımıdır. Evlilikte roller, duygular, cinsellik ve birçok değişken rol oynar. Kendimizi "temize çıkarma"da mantık olayını ileri sürmek kendi kendimizi aldatmaktan ibarettir.


Sözünü kesmekİletişimde en önemli husus, konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralarda girmektir. Dinlememiz, anlamamız ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek ve ses tonunu yükseltmemektir.


Terapist yaklaşımıEş, ne kadar ilgili ve tecrübeli olursa olsun, kendisini doktor yerine koymamalı; çünkü bir şey değişmez, eşi kendisini dinlemez ve dirençle karşılaşır. Bu yüzden "iyi bir eş, arkadaş, sevgili" nasıl olursa, ona öyle davranmalıdır.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Siz hangi pozisyonda uyuyorsunuz

Uyku pozisyonları; yataktaki uyku pozisyonunuz kişiliğinizi yansıtıyormuş
İnsanlar bildiğiniz üzere uyurken çeşitli pozisyonlar alır, bu pozisyonlar 6 çeşitmiş ve insanın kişiliğini de yansıtıyormuş. İşte uyku pozisyonları ve anlamları:

Fetus / cenin yatışı..
Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41'i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..

Kollar yanda dik yatış..
Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır.. Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler...

Yaşlı duruşunda yatış..
Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri zor veya yavaş değişir. Bir karar aldıklarında, bunu değiştirmekten hiç çok hoşlanmazlar.

Asker yatışı..Kollar vücudun yanlarında rahat bırakılmış yüz yukarı şekilde, sadece baş sağa sola dönecek şekilde yatanlar, sakin, sessiz, vakur, ağzı sıkı kişilerdir. Gereksiz yere konuşanlardan, ortalığı velveleye veren insanlardan hoşlanmazlar. Kendilerini diğer kişilerden yüksek olarak konumlandırırlar.

Yüzü koyun (serbest düşüş) yatış..Yüzü koyun yani bacaklarınız aralık ve düz, kollar baş hizasında yastığın üzerinde olacak şekilde, başını sağa-sola çevirerek yatanlar, topluluk, sürü halinde yaşamayı sever. Başkalarından çok kendilerini önemserler.. Bunun yanında sinirli, huzursuz ve içli, kolay incinen kişilerdir. Eleştirilmeyi veya uç durumları sevmezler.

Deniz yıldızı yatışı..Yüz yukarı, kollar başın her iki yanına yastığa konulmuş açık, bacakları sağa ve sola açık biçimde yatanlar iyi arkadaş olurlar. Bu tür kişiler her zaman başkalarını dinlemeye hazırdır ve yardım istediğinizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.

Hangi pozisyon sağlıklı?Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur,
deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı,
kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır. Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi yku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5'i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor..

Kanımız kırmızı olduğu halde Damarlarımız neden mavidir?

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.

Japon Yapıştırıcılar Tüplerine Neden Yapışmazlar?

Süper yapıştırıcıların polimerleşmesi için su veya hidrojen kaynaklı başka bir maddenin yarattığı neme ihtiyaç vardır. Süper yapıştırıcının yapı taşları olan cyanoakrilat molekülleri suyun varlığında uzun, güçlü zincirler oluştururlar ki bu polimerleşme işlemidir ve bu z...incirlerle yüzeyleri birleştirirler.


İşte bu nedenle süper yapıştırıcıların tüpleri hava almayacak şekilde üretilir. Tüpün içine hava kaçması halinde yapıştırıcı polimerleşir ve tüpüne yapışır.

Klavyede F Ve J Harflerinin,Telefonlarda da 5 Numarasının Üstünde Neden Kabartma Var?

Bu kabartmalar görme engelli insanlar için düşünülüp konmuştur. Tuşların üzerinde ne yazıldığını göremeyen kişiler, bu kabartmalara dokunarak hangi tuşun nerede olduğunu anlayabilirler. Tuş dizilimi standart olduğu için kabartmalı tuşlar ve çevresinde yer alanlar bu şekilde kolayca dokunularak
anlaşılabilir.

İnsanlar Hafızalarını Kaybettiklerinde neden konuşmayı ya da yürümeyi de unutmuyorlar

Hafıza beynin dış yüzeyindeki hücrelerde,yani beyin korteksinde korunur. Hafıza kaybında konuşma da bir dereceye kadar etkilenebilir. Ancak yürüme yeteneği, "ekstrapiramidal sistem(otomatik hareketleri idare eden sistem)" denilen,beynin alt merkezleri tarafından yönetilir. Bu nedenle üst merkezleri ve hafızayı etkileyen durumlarda yürüme gibi eylemler etkilenmeyebilir.

Karar Verme Testi - kokoloji

Mahkeme salonunda geçen bir filmde aktörsünüz, aşağıdakilerden hangisini oynardınız.?

1. Avukat

2. Dedektif

3. Suçlu

4. Şahit.


Cevaplar:
Psikolojik açıdan aktör sizin sosyal kişiliğinizle ilintilidir, yani dış dünyayı karşıladığınız yüzünüz. Kendinizi bir aktör olarak hayal etmek size istediğiniz rolü oynama özgürlüğünü sunar. Mahkeme salonu dekoru ise sahneye gergin ve heyecanlı duygular katar. Oynadığınızı söylediğiniz rol bir kriz durumunda ne tepki verdiğinizi anlatır.

1.Avukat:
Ateş altında daima soğukkanlısınız ve sizi terlerken görmek çok zor. Fakat çok gergin durumlarda ortaya çıkan bir başka yüzünüz daha vaR: Kısıtlamaları unutacak kadar ateşli ve gerekirse patlamaya hazır bir savaşçı. Bu soğukkanlı ve ateşlilik sizi en umutsuz durumlarda bile düzlüğe çıkarıyor.

2.Dedektif:Karmaşa ve karışıklık sizi etkilemiyor ve başkaları kendilerini kaybettiklerinde bile siz sakin kafayla düşünebiliyorsunuz. Çevrenizdekiler sizdeki bu serinkanlılığa saygı duyuyorlar ve zorda kaldıkları zaman sizden yardım istiyorlar. Bunun anlamı başınızdan hiç dert eksik olmaması ama siz stresten fazla rahatsız olmuyorsunuz, hatta sizi daha da sakinleştiriyor.

3.Suçlu:İlk bakışta güçlü ve umursamaz görünüyorsunuz ama aslında savaşları sonuna kadar götürmek için gerekli olan şey sizde yok. İşler zora binince, kaygılanmakla vakit kaybediyori, sorunları çözmek yerine kendinizi yargılamaya başlıyorsunuz. Sizin için yapılacak en iyi şey olayları daha pratik yoldan çözümleyebilen birisiyle ortaklık kurmaktır.

4.Şahit:Her durumda uyumlu ve yardımsever olarak görüseniz de başkalarını memnun etmek için gösterdiğiniz fazla çaba sizi de bir dert kaynağı haline getiriyor. Herkesle her zaman geçinmek uğruna tutarsız ve hatta güvenilmeyecek birisi haline geliyorsunuz. Yaptıklaırınızın başkalarını mutlu ya da mutsuz edip etmediğinden sürekli endişe duymayı bırakmalısınız. Kendinizi ispatlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz.

5 Mart 2010 Cuma

Trikotilomani (Dürtüsel Olarak Saç ve Vücut Kıllarını Yolma Hastalığı) Nedir?

Kişiyi saçlarını ya da kıllarını yüzey derisinden ayıracak şekilde çekmeye zorlayan bir saplantı (kompülsiyon) ya da karşı konulamaz bir dürtü olarak tanımlanan bu hastalık, dürtü kontrol bozukluklarının içinde sınıflandırılıyor. Trikotilomani sözcük yapısı bakımından Yunanca kaynaklı üç kelimeden oluşuyor: saç (thrix), çekme (tillein) ve mania (mani, duygusal taşkınlık). Saç ya da vücut kılı yolma davranışı öncesinde rahatsız edici bir gerginlik deneyimleyen hastalar, kılları yolmaktan haz alıp doyum buluyorlar ve üzerlerindeki gerginlik yerini rahatlamaya bırakıyor. Saç yolma davranışı, uzun sürede kafada öbek öbek kelliğe neden olabiliyor.

Trikotilomani ve Sık Rastlanan Yaş Aralığı:


Her ne kadar hastalık çocukluktan yaşlılığa her yaşta görülebilse de genellikle 12–13 yaşlarında ergenliğe geçiş döneminde başlar. Kızlarda daha fazla görülmekle birlikte bıyık sakal koparan erkeklerin de sayısı az değildir. Fakat kadınlar koparma sonrası başta beliren kelliği saklamakta zorluk çektikleri için tedaviye daha sık başvururlar. Erkeklerde kelliğin toplumsal olarak kabul görmesi, sakal ve bıyıktaki açıklıkların tıraş olarak kapatılabilmesi sebebiyle hastalık daha rahat saklanabilir.


Trikotilomani Tedavisi:
Trikotillomaniye sık olarak depresyon, kaygı bozuklukları, alkol ve madde kullanımı ve diğer dürtü kontrol bozuklukları eşlik eder. Tedavide saç yolma davranışını tetikleyen faktörleri tespit ederek bu davranışı değiştirme ya da ya da bu faktörlere yanıt olarak verilen saç yolma davranışını önlemeye yönelik becerileri hastalara öğretme hedeflenir. Kişiden hangi gün kaç tel kıl kopardığını, koparmayı tetikleyen davranışlar, ilişkili duygu ve düşünceleri kaydetmesi istenir. Kimi zaman kıl koparmayı fiziksel olarak engelleyecek parmak bandajları, bereler de kullanılır. Çünkü kıl koparma çoğu zaman farkına varılmadan, otomatiklik kazanmış halde yapıldığı için bu fiziksel engeller ve kayıtlar kişinin kıl kopardığını fark etmesini sağlayacaktır. İlaç tedavileri de hastalığın belirtilerini hafifletir. Tedavide antidepresan ve antipsikotik ilaçlar kullanılabilir. En etkili tedavi yöntemi ise ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte uygulanmasıdır.

1. Psikoterapi (Bilişsel-Davranışçı Terapi): Bilişsel-davranışçı terapi, saç yolma davranışını tetikleyen faktörleri tespit ederek bu davranışı değiştirmeyi ya da ya da bu faktörlere yanıt olarak verilen saç yolma davranışını önlemeye yönelik becerileri hastalara öğretmeyi hedefliyor. Terapist, hastanın günlük hayattaki sıkıntılara ve duygusal durumlara farkındalık geliştirmesini sağlayarak saç yolma davranışına nelerin neden olabileceğini bulmasında rehberlik ediyor. Kimi hastalar, saçlarını yolmayı engelleyecek parmak bandajları ya da ne zaman saç yolduklarına ilişkin tuttukları kayıtlarla tedavide hatırı sayılır bir aşama kaydedebiliyorlar.

2. İlaç Tedavisi: Uygulanan ilaç tedavileri de hastalığın belirtilerini hafifletebiliyor. Tedavide, Prozac’ın da içinde bulunduğu seratoninin geri alımını engelleyen ilaçlar kullanılıyor. Ancak ilaç tedavisinin etkinliği tartışmalı. Çünkü ilaç tedavisi gören hastaların bir kısmı tamamen iyileşirken, bir kısmında hiçbir değişiklik olmayabiliyor.

Araştırmacılar, ilaç tedavisiyle aynı sürede götürülecek olan terapinin etkinliğini halen araştırıyorlar.

Tedavi gördükten sonra saç yolma davranışını kesen hastaların saçları, eğer ki saç derileri kalıcı kelliğe neden olacak derecede tahrip edilmemişse tekrar köklerden uzamaya başlıyor.


Saç koparma hastalığı bilinenin aksine toplumda çokça yaşanan bir rahatsızlıktır.


Uzm. Dr. Gökben Hızlı

1 Mart 2010 Pazartesi

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın


Öyle bir zamanda gel ki; vazgeçmek mümkün olmasın.
Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri,
yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki; gören kör oldum sansın.
Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.
Öyle bir zamanda gel ki; vazgeçmek mümkün olmasın.
Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
hiçbiri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.
Öyle bir zamanda gel ki; vazgeçmek mümkün olmasın.
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerken ki gibi kıvrılmamış olsun hiç bir ad'a yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki;
Yer çekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
Öyle bir zamanda gel ki; vazgeçmek mümkün olmasın.

Orhan Veli Kanık

28 Şubat 2010 Pazar

Gnçtrkcll Sinema kampanyası başladı!


Kampanyanın dönüşü muhteşem oldu. Sadece pazartesi ve perşembe günleri geçerli olan kampanya bittiğinden beri sinemalara uzaktan bakar olmuştuk, ama artık hafta içi her gün 19:00'a kadar, anlaşmalı sinemalarda 1 bilet alana 1 bilet bedava!

Üstelik anlaşmalı sinemalarda 1 popcorn ve 2 kola gnçtrkcll'lilere %50 indirimli!

Kampanya için detaylı bilgi ve anlaşmalı sinemaları görmek için linke tıklayın: http://gnctrkcll.turkcell.com.tr/kampanyalar/1-biletto-2-amigo?WT.mc_id=1%20biletto%202%20amigo

23 Şubat 2010 Salı

Sen, Ben, O!..


Her ben , dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır.
Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır.
Ve o değildir bana yakın olan, sensin.
Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu
sıraya göre düzenlerdim.
Sen, ben, o!
Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça.
Her ben, ben'liğini sen'le anlar

Behçet Necatigil

Bebeğinizin ismine özel ninni

Bebeğinizin adına özel ninni istemez misiniz? Hem de bedava.
İndirmek için ilk önce ücretsiz üyelik isteniyor.

http://www.ailemiseviyorum.com/ninni.php bu adrese tıklayın, bebeğinizin ismini yazın ve mp3 olarak bilgisayarınıza indirin. :)

Artık bebeğinizi ona hitap eden bir ninni eşliğinde uyutabilirsiniz...



(Örnek)"Fatih" ismi için oluşturulan ninni:
http://www.ailemiseviyorum.com/nx.php?id=106

Limon suyu, Yoğurt Maskesi

Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.

Faydası: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler. Bu maskeyi haftada bir uygulayabilirsiniz.


(Not: Ben yapıyorum ve çok faydasını gördüm, siyah noktaları yok ediyor cildi temizliyor, tavsiye ederim.)

22 Şubat 2010 Pazartesi

Bunları biliyor muydunuz? - Vücudumuz

İnsan vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre vardır. Her dakika bunlardan 300 milyonu ölür. Eğer sürekli olarak yenilenmeselerdi, bütün hücreler 330 gün içinde ölecekti.

Su, vücudun %69'unu teşkil eder. Normal bir insanda yaklaşık 47 litre su vardır. Teneffüs, terleme ve boşaltım ile her gün 2.4 litre su kaybedilir. Su, vücuttaki çoğu dokunun %20 ile %80'ini ,beyin dokusunun ise %85'ini oluşturur. Eğer 73 kilogramlık bir insanın vücudundaki suyun tamamı çıkarılacak olsaydı, geriye sadece 29 kilogramlık bir vücut kalacaktı.

Su dışında vücutta birçok madde daha mevcuttur. Mesela normal bir vücutta, küçük bir sundurmayı yıkayacak kadar sönmüş kireç, 7 büyük sabun kalıbı yapacak kadar yağ, orta boy bir kavanozu dolduracak kadar şeker, 6 tuzluğu dolduracak kadar tuz, 9 bin kurşun kalem yapacak kadar karbon(13kg), 2 bin 2 yüz tane kibrit yapacak kadar fosfor, 25 milimetrelik bir çivi yapacak kadar demir, bir kaşık sülfür ve 30 gram diğer metaller bulunur.

Bunları biliyor muydunuz? - Piramitler



* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit'in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Pramit'in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler pramit'in içinde daha hızlı büyürler.

18 Şubat 2010 Perşembe

İlişkinizin Burcu

Başarılı çiftlerin sırrı anlayış ve iletişimdir diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Yıldızlar sizin için çoktan karar vermiş bile…


KOÇ

(21 Mart-20 Nisan arasında tanıştıysanız)

Astrolojik bakımdan Koç yılın ilk burcudur. Koç ilişkisi fırtınalı, dur durak bilmeyen bir ilişkidir. Tıpkı Koçlar gibi, Koç ilişkisi de hızlı meydana gelir, düşünüp tartışmak için pek yer bırakmaz. Koç kendine güvenen bir burçtur, buna bağlı olarak Koç ilişkisi ateşli, şehvet dolu, ama kavga gürültü de içerebilen, inişli çıkışlı bir ilişkidir. Flört etmek, öpüşmek, dokunmak ilişkinin ana hatlarıdır.

Avantajları
:
İlişkiniz dramalarla dolup taşacak. Para hışdır..

Zorlukları:
Koçlar'ın tek zayıf noktası egoistliktir. Koç ilişkisinde yaşayacağınız en büyük sorun kişilik çatışmasıdır. Her ikiniz de kendi isteklerinizi ön planda tuttuğunuz ve bunlardan fedakarlık etmek niyetinde olmadığınız için, arada sırada sorun yaşayabilirsiniz.

Tedavisi
: Koç ilişkisi yaşayanlar hedefleri severler. Kendinize daima bir hedef belirleyin. O hedefe ulaşmak sizin için bir beyin jimnastiği niteliğinde ve ilişkinize hareket kazandırıyor.


BOĞA

(21 Nisan-21 Mayıs arasında tanıştıysanız)


Boğa burcu hassas, duygu dolu bir burçtur. Birbirlerine masaj yapmak, yatakta birbirlerine dondurma yedirmek favori aktiviteleridir. İlişkinizde kaliteli restoranlarda yemek yemeye ve eğlenceye büyük önem veriyorsunuz. Mümkün olduğu kadar yatak odası dışına çıkmaya ve insanların arasına karışmaya çalışın. Kaynakwh: Tanıştığınız gün : İlişkinizin Burcu

Avantajları
: İlişkiniz aşk gezegeni Venüs'ün etkisi altında, daha ne olabilir ki?

Zorlukları
: Boğa'nın olumlu sayılamayacak ilk özelliği sahiplenici olması, ikincisi ise inatçılığıdır.

Tedavisi
: Partnerinizin, alıp satabileceğiniz bir obje olmadığını unutmayın. İlişkide daha duyarlı olmayı deneyin. Fiziksel uyum çok önemli, okşamayı, masajın gücünü birlikte keşfedin.



İKİZLER

(22 Mayıs-21 Haziran arasında tanıştıysanız)


Bu burcun en önemli özelliği iletişim olduğu için, ilişki daima sıcak ve bol konuşma içeren bir havada geçecektir. İkizler bir hava grubu burcudur, bu ilişkide beyinlerin vücutlardan daha fazla temas içinde olması beklenebilir. Şehvetin doğru kotalarda yaşanması için ikinizden birinin Toprak burcu olması iyi olur.

Avantajları
: Daima çok konuşacaksınız.

Zorlukları
: En şehvetli ilişki sayılmaz çünkü yatakta bile konuşmayı tercih edersiniz. Her ikiniz de çeşitli beklentiler içinde olduğunuzdan, bazen çatışmalar yaşanabilir.

Tedavisi
: İşler tehlikeli bir yokuşa sürüklendiğinde, bir aşk notu veya şehvet dolu bir e-posta her şeyi düzeltebilir. İlişkinizin doğru yürümesini istiyorsanız, boş konuşmalardan vazgeçip, arada sırada daha ciddi konular üzerine eğilmelisiniz.



YENGEÇ

(22 Haziran-23 Temmuz arasında tanıştıysanız)


Aşkınız aile izlerini taşıyan, korumacı bir havada olacaktır. Yaşam tarzınız aile ve ev hayatıysa, mutlu olabilirsiniz, tam aradığınızı buldunuz demektir. Yengeç anaç duyguların ağır bastığı bir burçtur. Bu burca ait bir ilişkisi olan kişiler çabucak çocuk sahibi olmak ve büyük bir aile kurmak isterler.

Avantajları
: Hayaliniz televizyon seyredip birlikte yemek pişirmekse, size olağanüstü bir ilişki vaat ediyoruz.

Zorlukları
: O kadar yumuşak ve romantik bir ilişki geçiriyorsunuz ki şehvetiniz neredeyse yok olma sınırında. Unutmayın şehvetsiz aşk olmaz, aşk hayatınızı canlandırın.

Tedavisi
: Birbirinizden ne kadar farklı olsanız da ev ortamında birlikte olmak size farklı deneyim kazandırır. Beraber koltukta film izleyin, yemek pişirin, hatta temizlik yapın, mutluluğun değişik tatlarını yakalayacaksınız.



ASLAN

(24 Temmuz-23 Ağustos arasında tanıştıysanız)


Hayatınız asla sıkıcı olmayacak çünkü daima dramatik yükselişler ve inişler yaşayacaksınız, ancak belli bir noktadan sonra yorulabilirsiniz. Aslan bir Ateş burcudur, yani ilişkiniz sımsıcak olacak ancak yanıp tutuşurken ilişkinizi de yok etmemeye özen gösterin.

Avantajları
: Aslan Güneş tarafından yönetilir. İlişki ne zaman mükemmeli yakalarsa, bunu anlayıp, bozmamak için elinizden geleni yaparsınız.

Zorlukları
: Siz farkında bile olmadan şehvetiniz sizi yakıp tüketebilir. İlişkinizin devam etme şansı var, ancak önünüzde büyük riskler olduğunu unutmayın.

Tedavisi
: Soğukkanlılığınızı koruyun. Her şeyi beyaz veya siyah olarak görmekten vazgeçin.



BAŞAK

(24 Ağustos-23 Eylül arasında tanıştıysanız)


Ne zaman tanıştığınız, ne giydiğiniz, ne yediğiniz, hepsi dün gibi aklınızda. Başak aşırı detaycı bir burçtur, gözünden hiçbir şey kaçmaz. Fazla eleştirici olsa da, Başak bir Toprak burcudur, yani seks hayatınızın mükemmel olma şansı çok fazla.

Avantajları
: Birbirinize çok iyi bakacak, huzurlu bir ilişki yaşayacaksınız.

Zorlukları
: Her şeyin dört dörtlük olması isteğiniz bazen yorucu olabilir. Hayatınızın biraz rast gele olmasına izin verin.

Tedavisi
: Detaycı olmakla resmin tümünü algılayabilmek arasında bir denge kurun. Tartıştığınız zaman güzel hatıralarınızı aklınıza getirin ve sahip olduğunuz güzellikler için şükretmeyi öğrenin.



TERAZİ

(24 Eylül-23 Ekim arasında tanıştıysanız)


Bu ilişkinin devam etme şansı çok yüksek çünkü zaman geçse de, birbirinize kur yapmaktan vazgeçmiyorsunuz. Terazi aşk gezegeni olan Venüs tarafından yönetilir. Aşk, düzeyli ilişkiler, uyum ve dürüstlük ilişkinizin ana hatlarını oluşturacaktır.

Avantajları
: Yıldızlar sizin tarafınızda, mükemmel bir ilişki yaşamaya hazır olun.

Zorlukları
: Bu burç kararsızlık burcudur. Sinemaya mı gideceksiniz, yoksa evde kalıp DVD mi seyredeceksiniz? Paris'e mi, yoksa New York'a mı uçacaksınız? Sürekli farklı şeyler istiyorsanız, hiçbir yere varamazsınız.

Tedavisi
: Terazi'nin en büyük özelliği dengedir. Hayatınıza denge getirmek istiyorsanız, müzakere yeteneğinizi geliştirmeye bakın.



AKREP

(24 Ekim-22 Kasım arasında tanıştıysanız)


Akrep cinselliğiyle ünlü bir burçtur. İlişkinizin büyük bir bölümü cinsellik üzerinde kurulu olsa da, derin ve duygusal bir ilişki yaşamanız için hiçbir engel yok.

Avantajları
: Tekrar mı hatırlatalım? Cinsel hayatınız gerçekten mükemmel.

Zorlukları
: Arada sırada saklı kalması gereken şeyleri ortaya döktüğünüz için sorunlar yaşanabilir.

Tedavisi
: Kendi kendinizi yemek yerine, bazı sorunları açık açık konuşun. Kavga etmekten korkmayın, kavgaların sonunda barışmak güzel olabilir.



YAY

(23 Kasım-21 Aralık arasında tanıştıysanız)

Yay şehvet dolu bir ateş burcudur. Söz konusu gönül ilişkileri olunca, soğuk Oğlak bile kendini kaybedebilir.

Avantajları
: Macera üzerine kurulmuş bir ilişkidir. Birlikte seyahat etmek, hatta ayrı şehirlerde oturarak aşk yaşamak sizin için uygun olabilir.

Zorlukları
: Şehvetten yorgun düşüp ilişkinizi rutine sokarsanız bu, sonun başlangıcı olabilir.

Tedavisi
: Macerayı canlı tutmak için hafta sonu kaçamakları ve başka ilginç planlar yapın.



OĞLAK

(22 Aralık-20 Ocak arasında tanıştıysanız)

Size güven veren bir ilişki istiyorsanız, doğru yoldasınız. Oğlak ilişkisi her şeyden çok düzen, güven verir insanlara. Satürn tarafından yönetilen Oğlak ilişkisinin uzun süreli bir ilişki olma şansı fazladır.

Avantajları
: Bu ilişkide paylaşılmış hedefler söz konusu olduğu için, başarı şansı yüksektir.

Zorlukları
: Burçların en duygusallarından olmasa da, partnerlerden biri Koç, Aslan veya Yay olursa, şehvet bakımından da sorun yaşanmayabilir.

Tedavisi
: Oğlak çiftleri pratik ve disiplinlidir, bu özellikten yararlanarak sorunlarınızı atlatabilirsiniz. Çatışmaktan çok, orta yolu bulmaya çalışın. "Sen çamaşırları as, ben banyoyu temizleyeyim" tipi çözümleri tercih edin.



KOVA

(21 Ocak-19 Şubat arasında tanıştıysanız)


Bu ilişki asla sıradan bir ilişki olamaz. İlişkiniz aynı zamanda son derece entelektüeldir, birlikte dünyayı kurtarma planlarını bile tartışabilirsiniz.

Avantajları
: Bu ilişki her birinize benlik duygusu kazandıracaktır. Bu da son derece olumlu, elektriği arttıran bir özelliktir.

Zorlukları
: Kova en seksi burç olmasa da, ikinizden biri Ateş burcu (Aslan, Koç, Yay) veya Toprak burcu ise (Boğa, Oğlak veya Başak), ilişkinin sımsıcak geçmesi için şansınız var.

Tedavisi
: Aynı hedefi paylaşmak insanları daima birleştirir. Köpeklerinizi birlikte dolaştırmanız bile ilişkiniz adına artı bir puan. Beraber planlar yapın, hayatlarınızı paylaşın, ama aynı zamanda partnerinize yer bırakmayı da ihmal etmeyin.



BALIK

(20 Şubat-20 Mart arası tanıştıysanız)

Bu ilişki o kadar uyumlu ki, ruh ikizinizi bulmuş gibisiniz. Bu ilişkiden doğan aşk romantik bir biçimde yaşanacaktır. Balıklar filmlerdeki aşklara çok inanırlar ve aşklarını gerçekten film gibi yaşarlar: eşsiz ve görkemli.

Avantajları
: Bu ilişki anlayış doludur. Tam "gerçek olabilmesi için fazlasıyla güzel" dedirtecek tipten.

Zorlukları
: Balık burcu Neptün tarafından yönetilir. İlişkiniz ara sıra yanlış anlaşmalara ve hayalperestliğe kurban gidebilir.

Tedavisi
: Her an aşık olmak mümkün değil. Gerçek bir dünyada yaşadığınızı kabul edin. Gerçekçi olmak aşkı öldürmek anlamına gelmiyor.