Rüzgar Erkoçlar ile Tuğba Beyazoğlu nişanlandı

Cinsiyet değiştirerek erkek olan Rüzgar Erkoçlar, sevgilisi Tuğba Beyazoğlu ile 27 Şubat 2017 tarihinde nişanlanarak, evliliğe ilk adımı attı

Whatsapp Kişiler listesi nerede?

Whatsapp yeni güncellemeyle birlikte "Durum" sekmesi ekledi. Bu şekilde Snapchat uygulamasındaki gibi, süreli video veya fotoğraf paylaşımı yapılabilecek. Paylaşımı kimlerin gördüğü görülebilecek.

Bu gıdaları tüketmeyin

Hazır gıdalar, çabuk hazırlanması nedeniyle çok fazla işlenip hastalıklara davetiye çıkarıyor. Özellikle hazır meyve suyu ve reçeller; boyalı gazlı içecekler, meyve tozları, her türlü boyalı içecek, hazır meyveli yoğurt, sucuk, sosis, pudingler ve işlenmiş tavuk ürünlerinin ölüme davetiye çıkarttığı kanıtlandı.

Pek çok okulun öğretemediği şey; Kod Yazmak

Kod yazmak için bilgisayar mühendisliği ya da programcılığı bölümlerinden mezun olmanız gerekmiyor. Kod yazabilen insan, bunu isteyen insandır. Mühendislik öğrencisi olup daha bilgisayarın açılışından bihaber kişilerin de sorumlusu mevcut saçma eğitim ve sınav sistemimizdir diye düşünüyorum.

Çocuğunuza isim koyarken dikkat edin

Kötü anlamlı veya anlamı yanlış bilinen isimlerden bir kaç tanesi Aleyna Çocuklarına Kuran-i Kerim'de geçen bir isim koyma telaşında olan anne ve babalar, tercihlerini bazen Aleyna isminden yana kullanıyorlar. Aleyna her ne kadar Kuran’da geçse de, anlamsız bir isimdir!

20 Kasım 2011 Pazar

Özgüveni Yüksek İnsanlar Nasıl Davranır?



ÖZGÜVENİ YÜKSEK ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

Özgüven; bir tutum, bir duygu, bir inaçtır ve davranışlarla sergilenir. Kişinin kendi değerini bilme kendisine sevgiyle saygıyla ve dürüst bir şekilde davranabilme yeteneğidir. Özdeğer duygusu öylesine temel bir duygudur ki nasıl bir kişi olduğumuzu diğer insanlarla kurduğumuz iletişim biçimini yaşamdaki yerimizi ve ondan neler beklediğimizi belirler. Bu nedenle; anne ve babaların ve eğitimcilerin en önemli amaçları kendi ayakları üzerinde durabilen özgüven duygusu gelişmiş bireyler yetiştirmektir.

ÖZGÜVENİ YÜKSEK KİŞİLERİN ÖZELLİKLERİ

Özgüveni yüksek olan kişilerde dürüstlük sorumluluk kendine ve diğer canlılara şevkat ve sevgi yeterlilik en belirgin özelliklerdir. Bu kişiler önemli olduklarını onlar var olduğu için dünyanın daha iyi bir yer olduğunu hissederler. Başkalarından çekinmeden yardım isteyebilir yine de kendi kararlarını kendilerinin verebileceğini ve kendilerinin en iyi kaynak olduğunu bilir ve hissederler. Kendi değerlerinin farkında oldukları için diğer insanların da varlıklarını ve değerlerini kolaylıkla kabul ederler. Herşeyi mükemmel yapamayacaklarını eksikliklerininzayıflıklarının insanca özellikler olduklarını bilirler.

ÖZGÜVEN DUYGUSUNUN GELİŞİMİ

Dünyaya yeni gelen bir bebeğin hiçbir geçmişi kendinle ilgili algısı özdeğeri ile ilgili herhangi bir fikri yoktur. Bebek çevresindeki diğer insanların kendisine davranışları ve hareketleri ile verdikleri mesaja göreözdeğer duygusunu edinmeye başlar.

Özgüven duygusunun ilk temelleri anne-bebek arasındaki iletişim sırasında atılmaya başlar. Özellikle annenin bebeğini beslediği süreç bu anlamda önemlidir. Bebekler annelerinin kendileri ile birlikte iken yansıttıkları temel duyguları (şevkat sevgi kaygı telaş öfke üzüntü gibi) algılarlar. Bebeğin dış dünya ile ilgili ilk izlenimleri annenin yansıttığı duygular kanalı ile oluşur. Anne bebek için dış dünyaya açılan bir penceredir bebek dış dünyayı bu pencereden annenin yansıttığı biçimde izler. Bebeğin dış dünyayı güvenilir tutarlı sıcak veya güvenilmez tutarsız soğuk bir yer olarak algılaması annesi ile olan ilk duygu alışverişine bağlıdır.

Daha sonraki 5-6 yıl içerisinde ; aile ortamı özgüvenin şekillendiği yerdir. Aile içinde kullanılan her kelimemesaj yüz ifadesi mimik çocuğa özdeğeri hakkında bir ileti gönderir.

Çocuk okula başladıktan sonra ise diğer etkiler ortaya çıkar ama aile de önemli kalmaya dcvam eder. Dış dünya çocuğun ailede edindiği değer yada değersizlik duygusunu destekler. Örneğin aile ortamında değersizlik duygusu edinmiş bir çocuk okulda herhangi bir konuda başarısızlıkla karşılaştığında bu başarısızlığını gözünde büyütür ve kendisi ile ilgili değersizlik duygusu pekişir. Buna karşılık aile içinde kendini değerli hisseden bir çocuk karşılaştığı başarısızlıkları görmezlikten gelir kendi özdeğeri hakkında karar verirken başarılı olduğu durumları değerlendirir.

Aile ortamında yapılacak bazı temel değişiklikler çocukların kendilerini değerli bir birey olarak hissetmelerine katkıda bulunur. İletişimin net ve açık olduğu duyguların dürüstçe ve korkmadan ifade edilebildiği sorumluluğun gelişim düzeyi ve kişisel özelliklere göre dağıtıldığı aile ortamlarında çocuklar çok daha kolaylıkla özgüven duygusu geliştirirler. Böyle sağlıklı bir ortam yaratabilmek için bazı somut öneriler işe yarayabilir. İşte bu önerilerden bazıları...

ANNE BABALARA ÖNERİLER

*Öncelikle; çocuklar arasında bireysel farklılıklar olduğunu unutmayın. Hiçbir çocuk özellikleri açısından bir diğer çocuğa benzemez. Her çocuk kendine özgüdür bu özellikleri ile eşsiz ve değerlidir. Eğer siz çocuğunuzun bireysel özelliklerini takdir eder ve değer verirseniz o da kendi varlığına ve özelliklerine değer verir. Bunun en somut göstergesi çocuğunuzu bir başka çocukla asla kıyaslamamaktır. Eğer çocuğunuzu teşvik etmek istiyorsanız başka bir çocuğu örnek göstermek yerine kendisinin daha önce yapmış olduğu birşeyi örnek gösterin yani kendi kendisi ile kıyaslayın. Örneğin; Piyano konseri öncesi çok kaygılı olan kızınıza " Bak Ayşe ne güzel hiç heyecanlanmadan çaldı sen ne diye heyecanlanıyorsun " demek yerine " Zeynep'ciğim kaygılandığını görüyorum. Hatırlıyormusun geçen sene bütün sınıfın önünde şiir okuman gerekiyordu o zaman da tıpkı şimdiki gibi kaygılı idin ama çok güzel şiir okumuştun ve seni çok alkışlamışlardı. Sen de kendini çok beğenmiştin.. Şimdi de bu işin üstesinden gelebilirsinsana inanıyorum. " diyebilirsiniz.

*Çocuğunuzu iyi tanıyın. Onun hangi alanlarda iyi olduğunu hangi alanlarda desteğe ihtiyacı olduğunu gerçekçi bir biçimde değerlendirin. Zayıf oldukları alanlarda onları desteklemek için iyi oldukları alanları örnek olarak kullanın. İyi oldukları alanlarda kendilerini gösterebilmeleri zayıf oldukları alanlarda ise kendilerini denemeleri için güvenli ortamlar yaratın. Eleştirmek yüzüne vurmak yerine yapabildiğini değerlendirin ve onunda görmesini sağlayın. Unutmayın eğer siz yapabildiği kadarını görmez ve ona inanmazsanız o da yapabildiklerini görmez ve kendi gücüne inanmaz.

Çocuğunuzun iyi yapabildiği şeyler ya da ilgi duyduğu alanlar mutlaka vardır. Bunların neler olduğunu tesbit edin ve bu alanlarda daha iyi olabilmesi için gerekli koşulları sağlamaya çalışın. Çocuklar genellikle ilgi duydukları alanlarda daha iyi performans sergilerler. Bu nedenle ilgilerinin ne olduğunu belirlemek çok önemlidir.

*Çocuğunuzun geliştirilmesi gereken alanları için birlikte bir plan yapın. Planınızda küçük hedefler belirleyin. Bu hedeflere ulaşmasında ona destek verin. Örneğin herhangi bir derste başarısız ise ve bu durum onu etkiliyorsa bu konuda neler yapabileceğinize birlikte karar verin ve küçük adımlar belirleyin. (önce öğretmenle görüşme çalışılacak konuları saptama çalışma programı düzenleme ekstra destek ihtiyacının olup olmadığını belirleme vb.) Sizin problemlerin üzerine giderken çözüm odaklı yaklaşımınız hedef belirlemeniz ve bu konuda ona destek vermeniz onda problemin çözülemez olduğu inancını yıkacak ve çaba harcama isteği doğuracaktır.

Çocuğunuza mutlaka çeşitli alanlarda sorumluluklar verin. Bu sorumlulukların onun yaşına ve gelişimine uygun olmasına dikkat edin. Sorumluluklarını yerine getirirken onu izleyin takdir edin gerekli yerlerde destekleyin. Sorumluluk duygusunun gelişimi çocuğun kendisini yeterli hissetmesi ve özdeğer duygusunun gelişimi ile yakından ilgilidir.

Çocuğunuzun; ev ve okulun dışında farklı sosyal aktiviteler sosyal gruplar gibi değişik ortamlara girmesi ve bu ortamlarda kendini gösterebilmesi için fırsatlar yaratın. Böylece çocuğunuzun alışkın olmadığı yeni ortamlara uyum sağlama becerisini geliştirmesine katkıda bulunmuş olursunuz. Yeni farklı ortamlarda başarılı olma duygusu çocuklarda kendilerine güven duygusunu arttırır. . Örneğin; çocuğunuzun bir yaz kampına katılması ya da daha önce hiç denemediği bir sosyal aktiviteye başlaması ona çok şey kazandırabilir.

alıntıdır

14 Kasım 2011 Pazartesi

Örtülü ve Özgür

(Bu yazı, Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nin (UCLA) Müslüman Öğrenciler Derneğinin haber dergisi Al-Talib’de Ekim 1994’te yayınlandı. O tarihte Kathy Chin, üniversitenin Psikobiyoloji ve Kadın Araştırmaları bölümünün son sınıf öğrencisiydi.)

Uzun beyaz elbisemle ve iki-üç santim uzunluğundaki siyah saçlarımla bir öğle sonrası sokakta yürüyordum ve kamyon şoforleri ıslık ve bağırmalarıyla beni rahatsız etmişlerdi. Kendimi yenilmiş hissettim. Kuaför salonundan daha şimdi çıkmıştım. Saçlarımı bir erkek gibi kestirmiştim. Kuaför kestiği her tutamdan sonra kendimi nasıl hissettiğimi soruyordu. Korkmamıştım, ama bir organımın kesiliyor olduğu hissine kapılmıştım.

Hayır; bu, herhangi bir saç kesimi değildi. Saç kestirmekten çok daha fazla şey ifade ediyordu. Saçımı kestirerek, erkeksi bir şekilde görülmeye çalışmıştım. Dişiliğimi imha etmek istemiştim. Yine de, bu, bazı erkeklerin bana bir cinsel meta olarak davranmasını engellememişti. Yanılmıştım. Problem, benim dişiliğim değildi. Problem, cinselliğim, daha doğrusu, bazı erkeklerin genetiğimden yola çıkarak bana yakıştırdıkları bir cinsellikti. Bana karşı, benim gerçekten kim olduğuma göre davranmıyor; kendilerinin beni gördükleri üzere davranıyorlardı.

Peki, ben kim olduğumu bildikten sonra, onların beni nasıl gördüklerinin önemi var mıydı? Evet, vardı. Kadınları sadece cinsel meta olarak gören erkeklerin genellikle onlara karşı saldırgan bir tavır sergilediğine, meselâ tecavüze yeltendiklerine veya dövdüklerine inanıyordum. Cinsel taciz ve saldırı, sadece korkum da değildi; aynı zamanda başıma gelmiş şeylerdi bunlar. Bir keresinde tecavüze uğramıştım. Bana saldıran erkekler yüzünden yaşadıklarım, bende öfke ve hayal kırıklığına sebep olmuştu. Bana yönelik bu şiddeti nasıl durdurabilirdim? Erkeklerin beni bir kadın olarak değil de, bir cinsel meta olarak görmelerini nasıl engelleyebilirdim? Bu ikisini eşit görmelerini nasıl durdurabilirdim? Başıma gelenlerden sonra hayata nasıl devam edebilirdim?

Yaşadıklarım, beni kimliğimle ilgili sorularla başbaşa bırakmıştı. Sadece Çin kökenli Amerikalı kadınlardan bir başkası mıydım ben? Önceleri kimliğim konusunda bir karara varmam gerektiğini düşünürdüm. Şimdi ise, kimliğimin sürekli değiştiğini farkediyordum.

ÖRTÜNME TECRÜBEM

Bu noktada özellikle eğitici olan bir tecrübem, bir gazete projesinin bir parçası olarak Crenshaw Bulvarında üç Müslüman erkekle birlikle bir Müslüman kadın olarak ‘giyinerek’ dolaştığım zaman gerçekleşti. Beyaz, uzun kollu pamuklu bir gömlek, kot, spor ayakkabısı ve Müslüman bir bayandan ödünç aldığım çiçekli ipek bir başörtüsü giyinmiştim. Kendimi sadece Müslüman kadın görünümünde görmüyor, öyle de hissediyordum. Tabiî ki, gerçekte hep mesture olmanın neler hissettirdiğini bilemezdim, çünkü İslâmî bir eğitim almamıştım.

Yine de, insanlar beni Müslüman kadın olarak algıladılar ve bir cinsel obje olarak görüp bana karşı sarkıntılıkta bulunmaya yeltenmediler. Erkeklerin bakışlarını, daha önceden olduğu gibi, üzerimde hissetmedim. Tamamen örtünmüş vaziyetteydim; yalnızca yüzüm görünüyordu. İçeride kibar bir zenci Müslüman bana ‘kardeş’ diye hitap etti ve nereden geldiğimi sordu. Ona aslen Çinli olduğumu söyledim. Hangi milletten olduğumun onlar için pek önemli olmadığını farkettim. Aramızda bir tür yakınlık vardı, çünkü beni bir Müslüman olarak görmüştü. Ona gerçeği nasıl söyleyeceğimi bilemedim, çünkü gerçekte öyle olup olmadığımdan emin değildim.

Aynı kıyafetle Afrika mücevherleri ve mobilyaları satan bir mağazaya girdim. Orada bir başka beyefendi bana Müslüman olup olmadığımı sordu. Nasıl cevap vereceğimi bilemediğimden, sadece bakıp gülümsedim. Karşılık vermemeyi tercih ettim.

ÖRTÜLÜ OLMAM BAŞKALARININ BANA KARŞI TUTUMUNU DEĞİŞTİRDİ

Mağazanın dışında, birlikte olduğumuz Müslümanlardan birine, “Ben Müslüman mıyım?” diye sordum. Bana, aslında nefes alan ve teslim olan herşeyin öyle olduğunu izah etti. Müslüman olmuş olabileceğime, ama bunu bilmediğime hükmettim. Kendimi o şekilde isimlendirmemiştim henüz. İslâm hakkında, Müslüman olduğumu söyleyecek kadar bilgim yoktu. Günde beş vakit namaz kılıyor değildim, camiye gidiyor, oruç tutuyor değildim, sürekli başımı örtüyor değildim. Yine de, bütün bunlar, Müslüman olmadığım anlamına gelmezdi. Bunlar, içeride olanın dışarıya doğal yansımaları idiler.

Gördüm ki, kendi içimde nasıl olduğum, örtülü veya örtüsüz olmamla değişmiyor. Ama, örtülü olmam, başkalarının benim hakkımdaki algılamalarını değiştiriyor. Diğerleriyle olan ilişkilerinizde kendi imajınızın oluşmasını sağlıyor.

UYDURMA VE KASITLI BİR BAKIŞ AÇISI

Ben, erkeklerden saygı aradığım için, örtünmeyi bilinçli olarak seçtim. Önceleri, Kadın Araştırmaları bölümünde okuyan ve de düşünen bir kadın olarak, örtünmenin bir zulüm olduğunu savunan Batılı görüş açısını benimsemiştim. Yaşadığım bu tesettür tecrübesinden ve tesettür üzerinde daha da düşündükten sonra, bu görüşün uydurma, kasıtlı, ard niyetli bir bakış olduğu sonucuna vardım. Kadın kendisi ikna olarak ve anlayışla tesettüre yöneltildikten sonra, tesettür hiç de zulüm filan değildi.

O gün kendi tercihimle örtünmüştüm; ve, hayatımda kendimi en ziyade özgür hissettiğim tecrübe oydu. Şimdi, kadın olmanın alternatiflerini görüyorum. Giyim tarzımın, başkalarının bana karşı tavırlarını belirlediğini keşfettim. Realitenin bu olması beni üzüyor. Bu, kabul ettiğim bir realite; fethedilmektense, fethetmeyi tercih ettim. Gördüm ki, tesettür ile örttüğüm kadınlığım değil, cinselliğim idi. Cinselliğimin örtülmesi, diğerinin özgürlüğüne imkân tanıyordu.


Sorularla İslamiyet

8 Kasım 2011 Salı

Diziport'tan dizi izleyenler dikkat!


windows bilgisayarlarda cok yuksek ihtimalle (edit: dogrulandi!) bir virus calistiran bir sitedir. evet, kullanicilarin klavyelerinde bastiklari her tusu (sifreler, mesajlar vb, bir dosyaya kaydedip o dosyayi baskasina yolluyor) (bkz: keylogger)

(diziport, java applet'ler araciligiyla baska bir siteden keylogger programi indirip onu calistiriyor)

...

onemli not: buyuk ihtimal bu siteye windows makinayla girdiyseniz virus kapmissiniz demektir. guncel bir anti-virus tarayici program isinizi gorecektir. (bkz: avira) bilgisayariniza full tarama yapin mumkunse.

yazının tamamı ve kaynak:
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=26061448

19 Ekim 2011 Çarşamba

Karbonat mucizesi

* Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmaya başlar.
Halı yıkamacılara verdiğiniz halı bilin ki, en kötü kimyasal deterjanla, yerlerde araba yıkanır gibi yıkanmaktadır. Oysa kokuyu çıkarmak için şunu yapabilirsiniz. Bir iki avuç karbonatı halının her tarafına serpin ve 1-2 saat bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile iyice süpürün. Halınızdaki o kötü kokudan eser kalmayacaktır.

* Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı çıkar, sil, süpür, kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın. Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca dolapta sakladığınız meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır karbonatın.

* Halı, koltuk, elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp, deterjana saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün ve üzerini hafifçe ıslayın. 1-2 saat bekledikten sonra silin. Yağ lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları söküp atan doğal bir sabun haline gelir.

* Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbonat ile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve- sebzelerinizi, ekmeğinizi
rahatlıkla koyabilirsiniz.

* Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz.

* Ayrıca tıkanan lavabolarınızı açmak için bir su bardağı karbonatı lavaboya dökün. Üzerine 1 bardak sirke ilave edip 2 litre kaynar suyu lavaboya boşaltın. Tıkanan lavabo açılacaktır.

* Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp, sıcak su ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız.

* Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını engellemiş olursunuz.

* Porselen gibi kararan eşyalarınız varsa limonlu karbonat ile ovun. Rengi açılacaktır.

* Aynı şekilde gümüş eşyalarınızı suyla macun haline getirdiğiniz  karbonat ile ovarsanız, rengi açılıp parlayacaktır.

* Elbise dolabınızda rutubet ve küf kokusu varsa ve naftalin kokusunu da sevmiyorsanız dolabınızı bir köşesinde ağzı açık şekilde kavanozda karbonat bulundurun.

* Banyo duşa kabin camlarını karbonat ile silip durulayın. Duş alırken daha rahat nefes alacaksınız.

* Banyo terlikleriniz ister tahta ister plastik olsun üzerine karbonat dökün ve öyle duş alın. Hem terlikleriniz hem de ayaklarınız rahat edecek. Bu yolla tahta takunyalarınızın ömrü uzayacağı gibi kimyasal temizleyiciler, cildinizden uzak tutmuş olacaksınız.

* Çamaşır makinesinde kullandığınız deterjan miktarını yarı yarıya azaltıp gerisini karbonat ile tamamlayın. Çamaşırlarınız daha temiz ve kimyasal artıklardan uzak kalmış olacaktır.

* Ağız sağlığı ve diş bakımı için de karbonat çok önemlidir. Akşamları yatmadan önce 1'e 1 oranında tuz ile karıştıracağınız karbonat ile dişlerinizi fırçalayın. Diş çürüklerinde yerleşip yaşayan ve vücudu kansere hazırlayan bağışıklık yokedici virüslerin iki düşmanından birisi karbonattır. Sabaha kadar ağzınızda ve dişlerinizdeki bakteri ve virüsler karbonat ve tuzun etkin temizleyiciliği ile tamamen
temizlenmiş şekilde uyuyacaksınız. Ayrıca ağız ve diş kokuları da önlenmiş olacaktır.

* Sonuç olarak; sirke, limon ve karbonat evinizde sadece mideniz için değil her türlü temizlikte ve pratikte kullanabileceğiniz doğal ürünlerdir. Mümkün olduğunca bu ürünleri kullanmaya özen göstermeniz; hem çocuklarınızın ve sizin sağlığınız için hem de yaşanabilir, nefes alan bir ev açısından önemlidir.

EK NOT: Bu arada "implant" uygulamaları zayıf bünyelerde diş köklerinde bulunan yukarıda belirtilen virüslerin kana karışması sonucu bağışıklık sisteminin iflası ile kişinin 6 ay - 1 yıl gibi sürelerde kanserden hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ve özellikle Amerikada bu uygulamalar çok zor ve kısıtlanmış durumdadır. Bu nedenle çene kemiği ile operasyonlardan uzak durmalıyız.

* Bunu da mümkün olduğunca duyurmak insani bir görev. Yurdumuzda harıl harıl "implant" yapılıyor. Amaç TİCARET olsun tabi... İşte bu virüsü öldüren adı sanı olan bir ilaç var, bir de karbonat çok etkili.!

Prof.Dr. Ayse AKIN
Başkent Üniversitesi
Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması
Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü


Fotoğraf alıntıdır.

10 Ekim 2011 Pazartesi

Doğum Tarihinize göre hangi bitkisiniz

Ocak 1 - 9 --- Isırgan otu
Ocak 10 - 24 --- Ebemgümeci
Ocak 25 - 31 ---Dereotu
Şubat 1 - 5 --- Bildiğimiz ot
Şubat 6 - 14 ---Çimen
Şubat 5 - 21 --- Maydanoz
Şubat 22 - 28 --- Kıvırcık
Mart 1 - 12 --- Sarmaşık
Mart 13 - 15 ---Dereotu
Mart 16 - 23 ---Ebemgümeci
Mart 24 - 31 --- Bildiğimiz ot
Nisan 1 - 3 --- Isırgan otu
Nisan 4 - 14 ---Kıvırcık
Nisan 15 - 26 ---Ebemgümeci
Nisan 27 - 30 --- Maydanoz
Mayıs 1 - 13 --- Sarmaşık
Mayıs 14 - 21 ---Çimen
Mayıs 22 - 31 ---Dereotu
Haziran 1 - 3 --- Ebemgümeci
Haziran 4 - 14 ---Maydanoz
Haziran 15 - 20 --- Isırgan otu
Haziran 21 -24 ---Sarmaşık
Haziran 25 - 30 --- Bildiğimiz ot
Temmuz 1 - 9 ---Ebemgümeci
Temmuz 10 - 15 --- Isırgan otu
Temmuz 16 - 26 ---Çimen
Temmuz 27 - 31 --- Bildiğimiz ot
Agustos 1 - 15 --- Sarmaşık
Agustos 16 - 25 ---Ebemgümeci
Agustos 26 - 31 --- Maydanoz
Eylul 1 - 14 ---Çimen
Eylul 15 - 27--- Bildiğimiz ot
Eylul 28 - 30--- Isırgan otu
Ekim 1 - 15 ---Sarmaşık
Ekim 16 - 27 --- Maydanoz
Ekim 28 - 31 ---Kıvırcık
Kasim 1 - 16 --- Dereotu
Kasim 17 -30 ---Bildiğimiz ot
Aralik 1 - 16 ---Isırgan otu
Aralik 17 - 25 --- Sarmaşık
Aralik 26 - 31 ---Çimen

Özellikler:

Isırgan otu


Cekici ve populersiniz.. Kolayca arkadaş
edinebiliyorsunuz.. Kendinden emin tavirlarinizla grup
icinde liderlige yakışıyorsunuz. Eğer sizin liderliğinizi kabul etmiyorlarsa uygun bir yöntemle kabul ettiriyosunuz, yine olmazsa ısırıyosunuz...


Bildiğimiz ot

Utangac ve sevimlisiniz. Tanimadiginiz insanlarla
konuşmayi sevmez ama arkadaşlarınızla herşeyi
paylaşabilirsiniz. Arkadaş seçiminde oldukça
dikkatlisiniz. Sevilen birisiniz. Doğayı çok seversiniz öylesine bir otsunuz


Sarmaşık

Yerinde duramayan birisiniz. Durmadan kıpır kıpırsınz Cok arkadaşınız var ve
sosyal yaşamınız cok renkli. Sizi taniyan sizin gibi biri daha
olmadigini duşünüyor. Dikkat cekmeyi cok seviyorsunuz...


Kıvırcık

Esrarengiz birisiniz. Ne zaman nasil
davranacaginiz pek belli olmuyor. Bazen herşeye salata oluyosunuz. Cogu şeyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yuzden cok ilgi
görüyorsunuz.


Ebemgümeci

Sessiz sakin ama cok zekisiniz. Dost canlisi,
sevilmeyi bekleyen tavirlariniz ilgi cekiyor. Her yerde olmayan insan sağlığına yararlı bir kişiliğe sahipsiniz Kucuk
bir arkadaş grubu size yetiyor. Fazla populer
olmasaniz da yakinlarinin el ustunde tuttugu birisiniz


Dereotu

Siz lider olmak icin dogmuşsunuz. Ama yapacak bişey yok bazı organizasyonlarda sadece değişik tad bırakıyorsunuz o kadar. Sözünü dinleten,
dediğini yaptiran birisiniz. Kararli tavirlariniz
cevrenizdekileri etkiliyor. Insanlarin arkadaş olmak
isteyebiliceği birisiniz.


Maydanoz

Uyumlu, herşeye maydanoz olmak burdan gelir sıcakkanlı birisiniz. Size nasil
davranilmasini istiyorsaniz siz de herkese oyle
davraniyorsunuz. Sadık ve dürüstsünüz, yapmacık
insanlara ve dedikoduya karşısınız.


Çimen

Cok hassas ve narinsiniz. (çimlere basmayın ) Kolay aşık oluyorsunuz.
Ne cok utangac ne cok girişkensiniz. Arkadaş
grubunuzda kırılmaması icin kollanan birisiniz...!

21 Eylül 2011 Çarşamba

İnsanın kısmeti bağlı olur mu?

Kısmet beklemelerde yanlış yorumlardan uzak kalınmalıdır. Bazı kimselerde yanlış bir kısmet bağlama anlayışı görülmektedir. Evham ve sui zanna kapılan bu kimseler tereddüt etmeden konuşabiliyorlar.   Kızımızın ya da oğlumuzun kısmeti bir türlü çıkmıyor, çıkınca da anlaşmayla sonuçlanmıyor, bir bahane bulunup iş bozuluyor! Demek ki kısmetini bağlamışlar. Zaten falan ve filan komşulardan da şüphe ediyoruz.. diye hüküm verebiliyorlar.

 Halbuki Allah (cc), hiçbir insana bir başkasının kısmetini bağlama imkan ve salahiyeti vermemiştir. Bu sebeple, kısmet bağlanması diye bir olay olamaz. Ama kısmet beklenmesi diye bir gerçek olur.

Demek ki mesele, kısmet bağlanması değil kısmetin beklenmesi meselesidir.

Bu kısmet bekleme meselesini, maneviyat büyüğü İsmail Fakirullah Hazretlerinin verdiği misal, pek güzel açıklamaktadır.

Öğrencilerinden birinin eline bir testi verip kuşluk vakti çeşmeye gönderir Fakirullah Hazretleri.

Ne var ki öğrenci çeşmenin başına varınca oradaki çocuklarla oyuna dalar, ta ikindiye kadar oyun sürer. Nihayet gün batarken aceleyle testiyi doldurup döner. Bunca vakittir orada oyuna dalan öğrenciyi bu defa arkadaşları aralarına alıp hırpalamak isterler. Ancak Fakirullah Hazretleri müdahale ederek der ki:


- Neye suçluyorsunuz arkadaşınızı?
- Kuşluk vakti gönderdiniz ikindi üzeri döndü, bizi bu kadar bekletmeye hakkı var mı? derler.

Büyük insan şöyle izah eder geç kalma sebebini.

-Arkadaşınızın kabahati yoktur bu bekleyişte. Çünkü der, çeşmenin başında oyuna dalmaya mecburdu. Kısmetiniz olan su henüz kurnaya gelmemişti, yoldaydı. Başkalarının kısmetini doldurup ta size getiremezdi. Ne zaman yoldaki sizin kısmetiniz kurnaya geldi, işte o zaman oynamayı bırakıp testiyi çeşmeye tutarak kısmetinizi doldurup getirdi. Onun kabahati yoktur, yoldaki kısmetinizi beklemiştir.

İşte, evlenme olayındaki bekleme de, yoldaki kısmeti beklemeden başkası değildir.

Demek ki, kısmet bağlaması yoktur ama kısmet beklemesi vardır.

Şunu hiç unutmamak gerektir ki, Allah yarattığı kulunun kısmetini asla bağlamaz. O kadar bağlamaz ki, dünyada evlenemeden vefat edenleri bile Cennette otuz üç yaşında en güzel bir Cennet genci olarak olarak evlendirir, kısmetini yine karşısına çıkarır, asla kısmetsiz bırakmaz. Onlar da o zaman asla pişmanlık duymazlar dünyadaki bekleyişlerinden dolayı. Çünkü Cennet evliliği dünyadakiyle kıyaslanamayacak kadar özel ve güzel bir evlilik olur.. Bütünüyle mutluluk ve saadet kaynağı halini alır.

Bence burada unutulmaması gereken en mühim nokta şu olmalıdır.

Dünyadaki kısmetini bekleyenler bekleme süresini büyük bir fırsat bilmeli, bu sıralarda kendi özelliklerini geliştirip vasıflarını çoğaltmayı hedef almalı, vasıfsız işçi durumundan çıkıp aranan vasıflı aday özelliğini kazanmalı, kendini bir çok vasıflarla değerli durumuna getirmelidir. Çünkü denklik dünyada da ahirette de esastır. Dünyada vasıflı olanlar Cennette de vasıflılarla evlenirler. Bu bakımdan da kısmet bekleme devresini güzel vasıfları kazanma, çoğaltma devresi olarak düşünmeli, yüksek vasıflılara layık hale gelmeye gayret göstermelidir.

Zaten beklemenin bir faydalı yanı da, güzel vasıflarını çoğalt ikazını yapıyor olmasıdır.

AHMET ŞAHİN HOCAEFENDİ

18 Ağustos 2011 Perşembe

Bunları biliyor muydunuz?

* Dünya Televizyonlarında prime time'da gösterilen ilk çizgi filmin Taş Devri olduğunu,

* Coca Cola piyasaya ilk cıktığiında yeşil renkte olduğunu,

* Ünlü aile oyunu Borsa için Amerikan Merkez Bankasından daha cok para basıldığını,

* Erkekler daha küçük yazılmış yazıları kadınlardan daha iyi okuduğunu,

* Kadınların erkeklerden daha iyi duyduğunu,

* Zeki insanın saçında daha fazla çinko ve bakır bulunduğunu, dolayısıyla daha parlak olduğunu,

* Dünyanın en genç ailesinin 1910'da Çin'de kurulduğunu (Erkek 8 Kız 9 yaşında),

* Katoliklerin lideri Papa'nın en gencinin 11 yaşında olduğunu,

* Daktiloyla yazılan ilk romanın Tom Sawyer olduğunu,

* Aralık ayında diger aylara göre daha fazla gebe kalındığını,

* ABD'de bir yıl içinde sadece 2 gün profosyonel spor karşılaşması oynanmadığını,

* İskambil kartlarındaki her 'Rua tarihteki bir kralı temsil ettiğini, bunlar:

9 Ağustos 2011 Salı

Kısaca indirimlr.com

Fırsat takip sitesi indirimlr.com'u tanımayanlar buraya! Grup Satın Alma Sitelerinin ve Özel Alışveriş Kulüplerinin Günlük Kampanyaları tek bir noktada.


Şehrinizdeki çılgın indirmleri ve hayatı kaçırmayın. Şehrinizdeki tüm sosyal aktivitelerden en az %50 indirimlerle yararlanın. Artık parayı düşünmeyin, sadece hayatın tadını çıkarın!

Özel Alışveriş Sitelerinin ve Fırsat Sitelerinin tüm kampanyalarını tek bir yerden takip edin.
Artık tek tek bütün alışveriş ve fırsat sitelerini dolaşmanıza gerek yok, en iyi fırsatlar ve kampanyalar hepsi bir yerde: indirimlr.com

Tatil fırsatları, restaurant, eğlence, aktivite, eğitim fırsatları, sağlık ve güzellik fırsatları, sevdiğiniz markaların mesela Bershka, Koton, Mavi Jeans veya Reebok gibi indirimli ürün satışları ve daha neler neler...hepsinden %90'a varan indirmlerle faydalanın. Sizde en yeni trendleri kaçırmayın...

Adres: www.indirimlr.com

2 Ağustos 2011 Salı

Beyin

"Beyni bir otomobile benzetirsek, zeka otomobilin beygir gücüne benziyor. Akıl arabanın direksiyonundaki şoför gibidir. Bilgi ise arabanın üzerinde gittiği yoldur. Zeka yaklaşık yüzde 80 oranında doğuştan geliyor. Yani sonradan geliştirilme oranı yüzde 20 kadar.

Buna karşılık aklımızın yüzde 100'ünü ve daha da fazlasını geliştirebiliriz. Bu anlamda akıl en büyük imkandır. Akıl bir fırsat eşitliğidir. Zeka doğuştan eşit dağılmaz ama akıl zekanın dağılımındaki adaletsizliği düzeltmek için bir fırsat eşitliğidir! Akıl zekanın menajeri gibidir, onu yönetir."

Mümin Sekman

1 Ağustos 2011 Pazartesi

İşte Gençleri Tehdit Eden Panik Ataktan Kurtulmanın Yoları

Uzmanlar 'Aniden başlayan; ölüm ya da çıldırma korkusu yaşatan panikatak tedavi edilebilir bir hastalıktır, ihmal etmeyin' uyarısında bulundu. Dr. Duygu Yiğittürk, panik bozukluğun, iş ve sosyal verimliliği ciddi olarak etkilemesi açısından üzerinde önemle durulması gereken bir hastalık olduğunu söyledi.

Yiğittürk, son günlerde gündemde sık yer alan panik bozukluğun giderek arttığını; her 100 kişiden 10'unun yaşamlarında en az bir kez panik atak yaşadığını, genç nüfusun yüzde 10'unun ise gizli panik atak tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yiğittürk, şöyle konuştu: "Panik bozukluk, sosyal ve mesleki işlevsellikte ciddi kayıplara yol açan, ani ve nedensiz olarak başlayıp birkaç dakikadan 1 saate kadar uzayabilen; şiddetli ölüm ya da çıldırma korkusuna çok sayıda bedensel belirtilerin eşlik ettiği panik ataklarla seyreden, tedavi edilebilen psikiyatrik bir hastalıktır.

EN AZ İKİ ATAK GEÇİRMEK GEREKİYOR

Panik bozukluğu tanısı konulabilmesi için hastanın en az iki beklenmedik panik atağının bulunması gerekir. Yani beklenmedik panik atakları, bu bozukluğun olmazsa olmazıdır. Diğer özellikleri agorafobi (kapalı alan korkusu) ve beklenti anksiyetesidir.''


KADINLARDA GÖRÜLME ORANI YÜKSEK

Yiğittürk, panik bozukluğunun yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 2 civarında olduğunu; panik bozukluğun genellikle 20 ve 30'lu genç yaşlarda görüldüğünü bildirdi. Yaş arttıkça panik bozukluk sıklığının azaldığını ifade eden Yiğittürk, şöyle devam etti: ''Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görülen bir hastalıktır. Ailesel yüklülüğü olan bir bozukluktur. Yani ailesinde panik bozukluğu bulunan birey olanlarda, hastalığın ortaya çıkma olasılığının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

NASIL BAŞLIYOR?

Aniden, nedensiz ve yoğun bir korku ile huzursuzluk duygusu ortaya çıkıyor. Gerginlik 10 dakikada en yüksek düzeyine ulaşıyor. Çarpıntı, terleme, ateş basması, üşüme, nefes darlığı, boğulma hissi, titreme, baş dönmesi, göz kararması, bulantı, yaşadıklarının gerçek olmadığı hissi, bedende uyuşma hissi oluşuyor. Göğüs ağrısı, aklını yitirmeçıldırma hissi ve ölüm korkusu gibi çok rahatsızlık veren bedensel belirtiler diğer semptomlara eşlik ediyor.

YAŞANACAK EN KORKUNÇ SIKINTI

Panikatak genellikle 10-30 dakika sürüyor. Bir kişinin yaşayabileceği en korkutucu ve sıkıntı verici durumlardan birisi olarak tanımlanıyor. Doktor Duygu Yiğittürk, panik atağın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu, tedavi sürecinde hasta-hekim arasında çok iyi iletişim olması gerektiğini vurguluyor.

KİMLER DAHA FAZLA RİSK TAŞIYOR?

Yiğittürk panik atağa daha çok kimlerin yatkın olabileceği konusunda da şu bilgileri verdi: Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlar. Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçi olanlar. Düşünce ve duygularını yeterince dışarıya yansıtamayanlar.

PANİK ATAKSANIZ BUNLARI MUTLAKA YAPIN

Panikatak tedavisinde kullanılan ların zamanla iştahı açtığını ifade eden Dr. Duygu Yiğittürk, hastalara şu uyarıları yaptı:

  • Bol su için, meyve ağırlıklı beslenin.
  • İlaç tedavisi dışında bilişsel davranışsal terapi panikte iyi sonuç veriyor.
  • Yakınlarınızı mutlaka doktorla görüştürün.
  • Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.
  • Her gün yarım saat yürüyüş, yüzme, spor; düzenli tatil yapın, çok yararlı.
  • Çözemediğiniz ve kendinizle direkt ilişkisi olmayan sorunlar için üzülmeyin.
  • Kahve, koyu çay ve kolalı içeceklerden uzak durun.
  • Midenizi tıka basa doldurmayın.
  • Uzun süre aç kalmayın.
  • Çay tiryakisiyseniz günde 5-6 bardağı geçmeyin ve açık çay için.
  • Panik atağınız kontrol altına alındıktan sonra günde bir fincan kahve içebilirsiniz.
  • Yemeklerde mutlaka sıvı yağkullanın.

Alıntıdır.

Teravih Namazı'nın Her Gündeki Fazileti Ayrıdır

Teravih namazının önem ve fazileti.. Her bir güne hususi olarak Teravih namazı kılana müjdelenenler...

İmam-ı Gazali Hazretleri teravih namazının fazileti hakkında şöyle buyurmuştur; "Hz. Ali'den (ra) rivayet edilmiştir ki:
1. gece teravih namazını kılanın: Bütün günahları bağışlanır.
2. gece teravih namazını kılanın: Kendisinin ve eğer mü’min iseler ana ve babasının günahları bağışlanır.
3. gece teravih namazını kılana: Melekler müjde vererek derler ki: “Ey falan kişi! Sana müjde olsun ki, Allah (cc) senin amelini kabul edip umduğuna nail eyledi.”
4. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân’ı okumuş kadar sevap ihsan eder.
5. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Mescid-i Haram’da namaz kılanın sevabı kadar sevap ihsan eder.
6. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Beyt-i Mamur’u tavaf edenin sevabı kadar sevap ihsan eder.
7. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Musa'nın (a.s) yanında firavun ve haman ile mücadele etmiş sevabı ihsan eder.

8. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Bedir savaşında Peygamber Efendimiz (asm) ile beraber olmuş gibi sevap ihsan eder.
9. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Davud (as) ile beraber ibadet etmiş sevabı verir.
10. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) dünya ve ahiret selameti verilir.
11. gece teravih namazını kılana: Kabul edilmiş umre sevabı verilir.
12. gece teravih namazını kılan: Sıratı yıldırım gibi geçer.
13. gece teravih namazını kılana: Beytullah’ı imar etmiş gibi ecir verilir.
14. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Kadir gecesini sabaha kadar ihya etmiş gibi sevap verir.
15. gece teravih namazını kılanın: Allah (cc) hacetini ve duasını kabul eder. Ahirette yüksek dereceler ihsan eder.
16. gece teravih namazını kılan: Kıyamet gününde kabrinden kalkarken “Lailahe illallah” diyerek kalkar.
17. gece teravih namazını kılan: Dünyadan çıkmadan Cennet-i Ala’daki makamını görür.
18. gece teravih namazını kılana: Şehitlere ve gazilere verilen ecir gibi ecir verilir.
19. gece teravih namazını kılanın: Allah (cc) dünya ve ahirette yardımcısı olur.
20. gece teravih namazını kılan: Rasulullah Efendimiz’i (asm) rüyasında görmeden dünyadan çıkmaz.
21. gece teravih namazını kılana: Yerde ve gökte ne kadar melek varsa hepsi onun için istiğfar eder. Ve Allah (cc) o kuldan razı olmadıkça dünyadan ahirete göçmez.
22. gece teravih namazını kılan: Ümmet-i Muhammed’in yetimlerini ve dullarını doyurmuş gibi sevap alır.
23. gece teravih namazını kılan: Ümmet-i Muhammed’in esirlerini azad etmiş gibi sevap alır.
24. gece teravih namazını kılan: Beraatını sağ elinden alır.
25. gece teravih namazını kılana: Ölüm meleği en güzel surette gelir, onu cennet nimetleriyle müjdeler.
26. gece teravih namazını kılanı: Allah’ın emriyle melekler şeytanın şerrinden korurlar.
27. gece teravih namazını kılana: Allah’ın emriyle cehennemin kapıları kapanır.
28. gece teravih namazını kılana: Allah’ın emriyle cennetin kapıları açılır, hangi kapıdan isterse o kapıdan girer.
29. gece teravih namazını kılana: Eyyüb'ün (as) sabır sevabı ihsan edilir ve bütün günahları bağışlanır.
30. gece teravih namazını kılana: Allah’ın emriyle arşın altından bir münadi şöyle seslenir: “Gece teravih namazını kılan kullar cehennemden azad olmuş kullardır. Korktukları cehennemden kurtulup umdukları ve Allah’ın Cemâl’ine nail olanlardır” Allah (cc) buyurdu ki: “ İzzetim ve Celalim hakkı için bu kullarıma af ile muamele eyledim. Cehennem ateşini vücutlarına haram eyledim”
Sonra Allah emreder ki; o kullara -erkek olsun, kadın olsun- cehennem azabından kurtulmak ve sıratı kolaylıkla geçmek için beraat yazılır.

Her kim inanarak 30 gece teravih kılsa Allah (cc) o kula şeksiz şüphesiz ihsan eder. (İsmail Hakkı - Mecalisü'l-va'z ve't-tezkir, sh:88-90),(Osman el-Hobevi - Dürratü'l-vaızin, sh:16,17) (Muhammed Hayri, Mecalis i Hayriyye ve mefatih-ı ilmiyye ,sh:15-99)

kaynak:www.sorusorcevapbul.com

6 Mayıs 2011 Cuma

1 bardak kolanın 1 saatte yaptıkları

İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak kolanın 60 dakikada vücuda verdiği zararı sekiz başlık altında şöyle özetliyor:

1.İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan 'fosforik asiddir'.

2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)

5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.

6. Tekrar kolaya ve tatlılara saldırırsınız.

7.Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde leptin ve insülin direnci gelişir.

8. Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.

Alıntıdır.

18 Ocak 2011 Salı

THY'den Sevgililer Günü kampanyası

Türk Hava Yolları (THY) Sevgililer Günü için düzenlediği promosyonla yurtdışı hatlarda 2. kişiyi 1 Euro'ya uçuracak

Türk Hava Yolları (THY) Sevgililer Günü için düzenlediği promosyonla yurtdışı hatlarda 2. kişiyi 1 Euro'ya uçuracak. 9-14 Şubat arasında başlayacak seyahatlerde uygulanacak kampanya, en çok 8 gün kalmak koşuluyla geçerli olacak.

İstanbul çıkışlı Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya ekonomi ve business sınıf bilet alanlar ve Johannesburg, Capetown, Lagos, Adis Ababa, Nairobi, Entebbe, Darüsselam, Yeni Delhi, Mumbai, Karachi, Dakka, New York, Chicago, Washington, Toronto, Sao Paulo, Uzakdoğu noktalarına ise ekonomi sınıf bilet alanlar kampanyadan yararlanabilecek.

Türkiye'nin diğer noktalarından ve KKTC Ercan Havalimanı'ndan seyahat edecek yolcular 80 Euro, Ankara ve İzmir'den seyahat edecek yolcular ise kişi başı 50 Euro ilave ederek kampanyadan faydalanabilecek



Kaynak : http://www.internethaber.com/sevgililer-1-euroya-ucacak-322032h.htm#ixzz1BNgH3AJa

5 Ocak 2011 Çarşamba

Akik Taşı

Akik taşı isminini Sicilya’da bulunan Achates nehri’nden almıştır. Bol renkli olması ve çeşitlerinin bolluğu sebebi ile sevilen ve dikkat çeken taşlardandır. Sert ve Renkli kısımları saydam olmamasına rağmen ışık geçiren bir yapısı vardır. Muhammed S.A.V. efendimizin mühür olarak kullandığı yüzük de akik taşlıdır. Akik taşının beden ile teması halinde etkilerinin daha fazla olduğu sanılmaktadır. Bu konuda çoğu Taş bilimci hem fikir olmak ile birlikte bazıları taşın vücut ile temasının şart olmadığını savunmaktadır.


Akik Taşının Etkileri

  • İnsan vücudundaki fazla enerjiyi yada negatif enerjiyi boşaltır.
  • Stres giderici özelliği vardır.
  • Vüdut da gerginlik olan kısımlara sıcaklık hissi verir ve gerginliği alır.
  • Ağrıları gidermek için kullanılabilir.
  • Cilt hastalıklarına iyi gelir.
  • İradeyi güçlendirir.
  • Damarları kuvvetlendirir.
  • Daha kolay ve güzel konuşma ve yazma yeteneği verir.
  • Vücuddaki gazları giderir.
  • Cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır.
  • Hamile bayanlarda hem anneye hemde bebeğe sağlık verir. Hamile bayanlara özellikle tavsiye edilir.
  • Sosyalleşmeyi kolaylaştırır, Çevrenizdeki insanlar ile daha uyumlu yaşamanıza yardımcı olur.
  • Dişlere ve kemikleri güçlendirir, korur.
  • Enerjini tazeler.
  • Kırmızı Akik Kalp ve kan dolaşım sistemine iyi gelir.
  • Mavi renkli Akik diğer mavi taşlar gibi akiğin diğer türlerinden farklı olarak boğaz çakrasını etkiler ve boğaz ile ilgili sorunlarda işe yarar.
  • Göz sağlığı ve korunması için tavsiye edilir.
  • Canlılık veren enerjisiyle, kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar. İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsaniz akik size iyi gelecektir.
  • Dikkati toplamaya ve dikkatli bir şekilde hareket etmemizde yardımcı olur.
  • Başarıyı sembolize eden Akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve cesareti arttırır, Çalışan kişlerde Akik özellikle bel altında örn. cepte yada elde yüzük olarak tavsiye edilir. Özellikle yüzük olarak kullanıldığında, kişinin kendisine güvenini artırır.
  • Kırmızımsı turuncu renkteki akikler fiziksel canlılığı artırarak tembelliği giderir. Odaklanmak istediğiniz konuya eğiliminizi güçlendirir.
  • Mavi dantelli akik taşı; sosyal ortamlarda gereksinim duyulan serinkanlılık ve özgüven duygularını güçlendirir.
  • Sinir bozukluklarını yatıştırır ve topluluk önünde yapılacak konuşmalarda kendine güveni arttırır.
  • Mavi renkli olan akikler nazara karşı etkilidir.
  • Yosun akik, insanın içini koşulsuz sevgi ile doldurur ve kişinin ruhsal gelişimine yardımcı olur.
  • Kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz zamanlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar.
  • İnsanların olumsuzluklarından etkileniyorsanız akik sizin negatifliğinizi üzerinizden alacak ve size iyi gelecektir.
alıntı

Karanfilin faydaları

Karanfil Osmanlı Mutfağının vazgeçilmez bir baharatıdır. Kuvvet macunlarında, aşurede onun kullanımından vazgeçilemez. O, karanfil ağacının tomurcuklu çiçekleridir. Çiçekçilerin satışa sundukları ve halk arasında bilinen karanfil çiçeği ile hiçbir alakası yoktur. Anavatanı, Endenozya ve İspanya olarak bilinir. Hindistan ve Sri Lanka’da bol miktarda yetiştirilir ve mutfaklarının da vazgeçilmez baharatıdır. Avrupalılar, onu turşu ve tatlılarında çeşni vermesi amacı ile kullanırlar.

Karanfil, karanfil ağacının çiçeklerinin tomurcuklarından elde edilir. Ağaçlarının boyları yirmi metreye kadar ulaşabilir ve dört mevsim yeşildir (evergreen). Karanfil ağacının tomurcuklarından elde edilen bu baharat, odunumsu ve koyu kahve-siyah renklidir. Yaklaşık iki-üç santimetre boya eriştiklerinde hasat edilirler. Anadolu’da, eczanelerin olmadığı bölgelerde halen çürük diş ağrılarında ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Çürük dişin oyuğuna, ezilmiş kuru karanfilin bir parçası yerleştirilir veya da yağından bir damla damlatılır. Ağrı kesici gücünü içerdiği gallik asitten alır. Genel bir kural olmasa da içkili lokantalarda hesabı istediğinizde masanıza bir çanakta karanfil sunulur. Ağızdaki içki kokusunu almak içindir.

İshale karşı
Onu ilk araştırmaya başladığım yıllar doksanlı yılların başları idi. Kuru karanfilde beni ilk şaşırtan, içeriğinde alpha-kadinol, alpha-kubeben ve maslinik asit etkin maddelerinin aynı anda bulunması idi. Bu üç ana etkin maddeyi başka hiçbir bitkinin çiçeğinde aynı anda bulamazsınız. Bu özellik karanfile özgüdür. Onun bu ayrıcalığı, ishale karşı, bu üçlünün birarada bulunmasında saklıdır. Kuru karanfil, ani gelişen ishale karşı muhteşem bir karşı etki gösterir. Deyim yerinde ise, kuru karanfil ishale karşı muhteşem etkilidir ve bıçak keser gibi ishali keser. Eğer, ishal oldu iseniz, hiç çekinmeden karanfil kürünü birkaç gün uygulayabilirsiniz. İshale bağlı karın sancılarını, bağırsak hareketliliğini kısa zamanda (uyguladıktan birkaç saat sonra) nasıl ortadan kaldırdığını hayretle gözleyebilirsiniz.

İleri yaş grubunda olupta günler süren ishal şikâyetleri sonunda elektrolit dengesi (tuz ve mineral dengesi) ve vücutlarının su dengesi bozulmuş onlarca yaşlı insan tanıdım. Kullandıkları ilaçlar fayda etmemiş. Uyguladıkları sıkı diyete rağmen ishalleri devam eden. Yorgun ve bitkinler. Onlara destekleyici olarak karanfil kürünü önerirdim…Daha ertesi gün arayarak karın ağrılarının, bağırsak hareketlerinin azaldığından ve su gibi olan dışkının şekillenmeye başladığını çok daha seyrek tuvalete çıktıklarını anlatıyorlardı. Yaşlı bir insana yardımcı olabilmenin bana verdiği ayrı bir mutluluk vardır. Değerli okuyucu, ishale karşı yukarıda belirtmiş olduğum üçlü ana etken madde ne kadar fonksiyonel ise, karanfilin içerdiği vanillin, metil-eugenol ve diğer yardımcı fonksiyonel etkin maddeleri de göz ardı etmemek gerekir. Daha doğrusu, yüzlerce farklı etkin madde içeren bir bitkiyi bir bütün olarak düşünmek ve değerlendirmek gerekir.

Zihin ve beden yorgunluğuna karşı
Karanfilin alternatifi yoktur. Onun sahip olduğu bazı özellikleri ve kimyası başka hiçbir bitkiyle veya baharatla mukayese edilemez. Kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz? Zihin yorgunluğunuz da mı mevcut? Başınızda veya üzerinizde bir ağırlık mı hissediyorsunuz? Veya gergin misiniz? Bir bardak su kaynatın ve hemen sıcakken üzerine dokuz-on adet karanfil tanelerinden ilave ediniz. Beş-altı dakika bekledikten sonra karanfilleri içerisinden çıkarmadan yudum yudum içiniz. En geç on dakika sonra yorgunluğunuzun gittiğini, vücut direncinizin arttığını gözlemleyebilirsiniz. Çok daha önemlisi, günün yorgunluğuna bağlı zihin yorgunluğunuzun ortadan kalktığını daha dinamik düşünsel güce sahip olduğunuzu hayretle hissedebileceksiniz. Var ise, üzerinizdeki gerginliğin de yavaş yavaş ortadan kalktığını göreceksiniz. Karanfilin bu konudaki etkilerini daha da artırmak istiyorsanız, kendinize bir çay demleyip içerisine 10-12 adet karanfil atınız, birkaç dakika bekledikten sonra çayınızı yudumlayarak keyfini çıkartınız. İçtikten 5-10 dakika sonra zihin yorgunluğunuzun kayıp olduğunu ve zindeleştiğinizi hayretle gözlemleyebilirsiniz. Bu amaçla uygulayacağınız karanfilli çayı haftada 3-4 defadan fazla uygulamayınız ve alışkanlık haline getirmeyiniz.

Kanser hastaları
Kemoterapi veya radyoterapiye bağlı gelişen ishaliniz var ise, birkaç günlük karanfil kürü mükemmel bir yardımcıdır.

Dikkat: Karanfil kürü uygulanırken
İshal şikayetlerinde karanfil, çay olarak içilmemelidir. Birkaç yudum oda sıcaklığındaki su ile alınmalıdır. Trombozit (platelet) düşüklüğü sorunu yaşayan hastaların karanfil kürünü uygulamamaları gerekir. Özellikle bazı ilaçlar, yan tesir olarak trombozit düşüklüğüne neden olabilmektedir. Bu türden ilaçları kullanan hastaların karanfilden uzak durmaları gerekir. Kullanacağınız karanfillerin raf ömrünün bir yıldan daha fazla olmamasına özen gösteriniz. Bir yıldan fazla beklemiş karanfilleri kullanmayınız. Kuru karanfili iki parmağınızın arasında ezmeye çalışınız, eğer kolayca kırılıp ufalanıyor ise, kullanmayınız. Raf ömrünü çoktan doldurmuş demektir.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu

4 Ocak 2011 Salı

Türkler yuvarlak kafalı

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Taşkınalp, ''Türkiye'de kadın ve erkekler üzerinde yaptığımız antropometri (insan ve ölçü) çalışmalarında, Türk insanının kafa şeklinin yüksek oranda 'yuvarlak kafa' (brakisefal) olduğunu belirledik'' dedi.

Prof. Dr. Taşkınalp, insan bilimi anlamına gelen antropoloji çalışmalarında özellikle insan iskeletlerinden faydalanıldığını söyledi.
İnsan üzerinde yapılan antropolojik çalışmalarda en sık kullanılan yöntemin antropometri olduğunu anlatan Prof. Dr. Taşkınalp, şöyle konuştu:

''Bu çalışma yönteminde kafa kemikleri kullanılır. Canlı insan üzerinde yapılan kafa ve yüz ölçümlerine sefalometri, iskelet üzerinde yapılan ölçümlere ise kraniometri adı verilir. Canlı insan üzerinde yapılan sefalometrik ölçümlerde en sık kullanılan ölçüm Sefalik İndex'tir. Kafa genişliğinin kafa uzunluğuna olan oranının yüzde olarak ifadesi olan sefalik index, kafanın şekli hakkında bilgi verir. Değişik ırklar için tam bir ayırıcı tanı olmamasına ve tüm ırklar için karışık olmasına rağmen, yine de bir ayıraç olarak kullanılmaktadır. Sefalik İndex'te sonuçlar üç gruba ayrılır. İndex 75'ten küçük ise uzun kafa (Dolikoseal), 75-80 arasında ise orta kafa (Mesosefal) ve 80'den büyük ise yuvarlak kafadır (Brakisefal).''

Türkiye'de bu konuda birçok çalışma yapıldığını belirten Prof. Dr.Taşkınalp, ''Her yıl ülkenin değişik illerinden gelen 100 TÜ Tıp Fakültesi öğrencisi üzerinde antropometri ölçümü yaptık. Bu çalışmalarda 1.000'nin üzerinde öğrenciye ulaştık. Bilimsel çalışmamızda Türk erkek ve kadınlarında sefalik index yüzde 83 civarında bulunmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de kadın ve erkekler üzerinde yaptığımız antropometri çalışmalarında, Türk insanının kafa şeklinin yüksek oranda 'yuvarlak kafa' olduğu belirlendi'' dedi.